"O hakâik-i nisbiye, ahirette hakâik-i hakikiyeye inkılâb ettiği gibi..." Bu kısmı açar mısınız?


"Hakîm-i Ezelî, inayet ve hikmet-i ezeliyesinin iktizâsıyla şu dünyayı tecrübe ve imtihana meydan olmak için yarattı. Tecrübe ve imtihan neşvünemâya sebeptir. O neşvünemâ, istidâdâtın inkişafına sebeptir. O inkişâf, kabiliyatın tezahürüne sebepdir. O tezahür, hakâik-i nisbiyenin zuhuruna sebeptir. O hakâik-i nisbiye, ahirette hakâik-i hakikiyeye inkılâb ettiği gibi; dünyada da bütün kâinatın revabıtı ve tutkalı hükmünde olan meratib-i nisbiyenin takarruruna sebeptir."(1)                

“O hakâik-i nisbiye, ahirette hakâik-i hakikiyeye inkılâb ettiği gibi.”

Burada göreceli ve zayıf bir şekilde tecelli eden isimler, ahirette tam ve eksiksiz bir şekilde tecelli edecek. Yani İlahi isimlerin buradaki tecellileri nispi iken, ahiretteki tecellileri hakiki ve tam olarak tecelli edecek demektir.  

Mesela, Rezzak ismi dünyada bir takım sebeplerin eli ile ve nispi bir şekilde tecelli ederken, ahirette doğrudan ve tam tecelli edecek. Dünyada bir elma yiyebilmek için ağaç ekilecek, budanacak, sulanacak, üzerinde mevsimler geçecek vesaire. Ve elde edilen elmanın tat ve lezzeti de ahirettekine nispetle çok basit ve zayıf bir tattır. Rezzak ismi ahirette öyle bir tecelli edecek ki, insan rızkın peşinden değil, rızık insanın peşinden koşacak. Bu kıyas ve ölçü diğer bütün isimler içinde geçerlidir.

Yani “Hakâik-i hakikiyeye” tabiri İlahi isimlerin ahirette sebepsiz ve haşmet ile tecelli etmesine işaret ediyor.

Bir de bu isimler ve manaları ahirette takarrur edecek, yani kararlı ve sabit bir şekilde tecelli edecek demektir. Cennet mükafat açısından kararlı ve devamlı olacağı gibi, cehennemde azap ve ceza açısından kararlı ve devamlı olacaktır. Orada insanların gönlünde acaba "Şu ortam bir gün gelir değişir mi?" endişesi olmayacak. Değişme müspet ve nimetlerin çeşitliliği açısından olacak. Yani cennette cehennemde müstakar ve istikrar içinde olacak. 

(1) bk. Nokta Risalesi.