"Her fâni şeyde, bâkiye îsal eden iki yol bulabilirsin ve can ve canan olan Mahbub-u Lâyezâlin tecellî-i cemâlinden iki lem’ayı, iki sırrı görebilirsin." Buradaki can ve canan Allah için mi kullanılmış?


"Ey nâdan nefsim! Bil ki, çendan dünya ve mevcudat fânidir; fakat her fâni şeyde, bâkiye îsal eden iki yol bulabilirsin ve can ve canan olan Mahbub-u Lâyezâlin tecellî-i cemâlinden iki lem'ayı, iki sırrı görebilirsin. An şart ki, suret-i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen..."(1) 

“Can ve canan olan Mahbub-u Lâyezâlin” Bu ifade mecazi bir sevgi beyanıdır. İnsan birisini çok sevdiği zaman kendi canı ve özünden daha üstün olduğunu ifade etmek için "Seni canımdan çok seviyorum." der. "Canan" ifadesi de zaten mahbub, sevgili anlamında kullanılıyor.

İnsan Allah’ı canından ve cananlardan daha çok sevmeli, can ve cananları da Onun ismi ve hesabı ile sevmelidir, şeklinde anlamalıyız. 

(1) bk. Sözler, On Yedinci Söz'ün İkinci Makamı.