"Ubudiyetin ise sırr-ı esası; niyaz, şükür, tazarru', huşu', acz, fakr, halktan istiğna cihetiyle o hakikatın kemaline mazhar olur." Hassaten "istiğna" ile açıklar mısınız?


Kulluğun temel esasları;

Niyaz: Allah’a yalvarma, yakarma, rağbet etme, ihtiyacını arz etmek anlamına geliyor.

Şükür: Bütün nimetleri Allah’tan bilip ona teşekkür etmektir ki şükrün esası namazdır.

Tazarru: Bir şeye gizlice yaklaşarak kendi kusurlarını bilip kibirden vazgeçip tevazu ile yalvarmak ve yakarmak anlamına geliyor.

Huşu: Korku ile karışık sevgiden gelen edepli bir hâl ile Allah’ın divanında el pençe durmaktır. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük, sükun ve tezellüldür.

Fakr, insanın zerreden güneşe kadar nihayetsiz şeylere muhtaç olması demektir. Yani insan fıtrat olarak kainatta her şeye muhtaç olarak yaratılmıştır.

İnsan hayatının devamı bütün kainat çarklarının işlemesine bakar, böyle olunca insan kainattaki her şeye muhtaç olarak yaratılmış olduğu sabit olur. İşte insan bu sonsuz ihtiyacından dolayı fakirdir. Allah bu fakirlik hâlini insana her ihtiyacında "hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’ı" bulması için vermiştir. Yani insan bu hâli ile nereye bakarsa, hangi şeye ihtiyaç duyarsa, orada fakirlik penceresi ile fakir olmayan Allah’ı bulabilir; bu da insan için en büyük manevi kazanç ve marifetullahta terakki etmektir. 

Acz, insanın ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar zayıf ve iktidardan yoksun olması halidir. Yani ihtiyaçları hem kainatı kuşatmış hem de ebede uzanmış olmasına rağmen, bunlardan en basitini dahi tedarik edemeyecek kadar acizdir insan. Burada daha çok insanın iktidarsızlığına vurgu vardır. Bu acizlik penceresi de aciz olmayan Allah’a açılıyor. İnsan acizlik damarı ile aciz olmayan Allah’ı idrak ediyor. Her şeyin acizlik damarı ile Allah’a muhtaç olduğunu görüp tam tevazu ile kulluğa yöneliyor.

İstiğna: Cenab-ı Hakk'tan başka kimsenin minneti altına girmemek, her işinde her ihtiyacında her talebinde Allah’a yönelmek ve Ondan istemek anlamına geliyor. Çünkü Allah’tan gayrı her şey bizim gibi aciz, fakir ve çaresizdir, öyle ise gerçek anlamda sığınılacak, istenilecek, dergah-ı izzetinde yalvarılacak yegane merci Allah’tır. Her işinde her durumunda yalnızca Allah’a sığınmak ve Onu vekil bilmektir, bu hususlarda masivaya tenezzül etmemektir.