"Nur hizmetinin haricinde aramadığımı zaif damarlarımı tutmaya çalışanlar anladılar. Bu noktada dahi mağlûp oldular." Üstad'ın "zaif damarım" dediği manevi makam sahibi olmak ve velayet mertebelerinde terakki etmek halini nasıl tutmağa, kullanmaya çalışmışlar? Nur hizmeti dahilinde keşfi keramatı ve ve kemalatı ruhiyeyi aramak nasıl bi mana olabilir?


"Sonra en zaif bir damar-ı insânî olan 'şan ve şeref ve rütbe' noktasında bana çok elîm bir tarzda o zaif damarımı tutmak için emredilmiş. İhanetler, tahkirlerle, damara dokunduracak işkencelerle dahi hiçbir şeye muvaffak olamadılar. Ve kat’iyen anladılar ki, onların perestiş ettiği dünya şan ve şerefini bir riyakârlık ve zararlı bir hodfuruşluk biliyoruz, onların fevkalâde ehemmiyet verdikleri hubb-u cah ve şan ve şeref-i dünyeviyeye beş para ehemmiyet vermiyoruz, belki onları bu cihette divane biliyoruz."

"Sonra bizim hizmetimiz itibarıyla bizde zaif damar sayılan, fakat hakikat noktasında herkesin makbulü ve her şahıs onu kazanmaya müştak olan 'mânevî makam sahibi olmak ve velâyet mertebelerinde terakki etmek' ve o nimet-i İlâhiyeyi kendinde bilmektir ki, insanlara menfaatten başka hiçbir zararı yok. Fakat böyle benlik ve enaniyet ve menfaatperestlik ve nefsini kurtarmak hissi galebe çaldığı bir zamanda, elbette sırr-ı ihlâsa ve hiçbir şeye âlet olmamaya bina edilen hizmet-i imaniye ile şahsî makam-ı mâneviyeyi aramamak iktiza ediyor. Harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki, hakikî ihlâsın sırrı bozulmasın."

"İşte bunun içindir ki, herkesin aradığı keşf ü kerâmâtı ve kemâlât-ı ruhiyeyi Nur hizmetinin haricinde aramadığımı zaif damarlarımı tutmaya çalışanlar anladılar. Bu noktada dahi mağlûp oldular." (1)

Ehli dünya Risale-i Nur hizmetini akamete uğratmak için maddi ve manevi her yolu denemişler. Şan şöhret, mevki makam, maaş yollarını denemişler, ama Üstadımızın manevi sağlamlığı bu yolları akim bırakmış.

Üstadımızın, şahsi kemalat kazanmak için Erek dağına inzivaya çekilmesi sonrasında, kader-i İlahi tarafından batıya sürgün edilmesinin de işaret ettiği gibi, Üstadımız, "şahsi kemalatı içtimai hizmete tercih etme"yi zayıf damarlarından biri olarak kabul ediyor.

Demek ehli dünya bu damarı da kullanmak istemişler. Lakin bunun detayları hakkında bir malumata sahip değiliz.

Risale-i Nur mesleği, velayet-i kübra mesleği olduğu için ruh ve kalbin terakki etmesinde hem çok kısa hem de çok etkili bir meslektir. Bu yüzden iman hakikatlerini keşfetmekte ve ruhu terakki etmesinde Risale-i Nur bir mürşid-i kamildir. 

(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, (188. Mektup)