"Mehdi vazifesinin hususiyeti bulunduğu ve Kutb-u Âzama has bir nisbeti göründüğü ve Hazret-i Hızır'ın bir münasebet-i hassası olduğu gibi..." Hz. Mehdi'nin Hz. Hızır ile görüştüğü ve ondan ders aldığı söylenebilir mi?


"Makamât-ı evliyadan bazı makamlarda Mehdî vazifesinin hususiyeti bulunduğu ve Kutb-u Âzama has bir nisbeti göründüğü ve Hazret-i Hızır'ın bir münasebet-i hassası olduğu gibi, bazı meşâhirle münasebettar bazı makamat var. Hattâ o makamlara Makam-ı Hızır, Makam-ı Üveys, Makam-ı Mehdiyet tabir edilir."(1)

Evliyalık makamları içinde bazı makamlar var ki, bu makamda hem mehdilik vazifesinin bazı hususiyetleri hem Kutb-u Azama yakın parlak bir mevki hem de Hz. Hızır (as) ile görüşüp ondan ders alma gibi meziyetler bulunuyor. Üstadımızın da ifade ettiği gibi bu makama; “Makam-ı Hızır, Makam-ı Üveys, Makam-ı Mehdiyet” deniliyor.

Bu makama çıkmış bir veli yanlışlıkla mehdi olarak telakki edilebiliyor. Tarihte birçok büyük evliyanın mehdi telakki edilmesi de bu yüzdendir. Ama aslında o kişi ne Kutb-u Âzamdır ne de mehdidir.

Böyle bir durumun tehlikelerini ve zararlarını Üstadımız bu bahsin devamında şu şekilde izah ediyor:

"İşte bu sırra binaen, o makama ve o makamın cüz'î bir nümunesine veya bir gölgesine girenler, kendilerini o makamla has münasebettar meşhur zatlar zannediyorlar. Kendini Hızır telâkki eder veya Mehdî itikad eder veya Kutb-u Âzam tahayyül eder."

"Eğer hubb-u caha talip enâniyeti yoksa, o halde mahkûm olmaz. Onun haddinden fazla dâvâları şatahat sayılır; onunla belki mes'ul olmaz. Eğer enâniyeti perde ardında hubb-u caha müteveccih ise, o zat enâniyete mağlûp olup, şükrü bırakıp fahre girse, fahirden git gide gurura sukut eder. Ya divanelik derecesine sukut eder veyahut tarik-i haktan sapar."(2)

Yani nefis ve enaniyetini tam ıslah edemeyen birisi için bu telakki, bu makam büyük bir tehlike arz ediyor. Ama nefsini ıslah etmiş, niyeti insanların teveccühünü kazanmak ve iltifatını celb etmek olmayan birisi için, bu telakki bir şatahat yani manevî bir hata manevî bir sarhoşluk hâli olabilir ve telakkisinden dolayı mes’ul olmaz.

Hz. Mehdi bu makamlardan daha yüksek ve daha parlak bir makama sahip olduğu için, Hz. Hızır (as) ile görüşmesi ve ondan ders alması gayet makul ve kuvvetle muhtemeldir.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.
(2) bk. age.