"Bütün ihtilâlât ve fesadın asıl madeni ve bütün ahlâk-ı rezilenin muharrik ve menbaı, tek iki kelimedir." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?


"Bütün ihtilâlât ve fesadın asıl madeni ve bütün ahlâk-ı rezilenin muharrik ve menbaı, tek iki kelimedir."

Yeryüzündeki bütün karışıklığın, keşmekeşin, bozgunculuğun, adaletsizliğin, sefaletin, fakirliğin, zulüm ve istibdadın asıl sebebi ve bütün kötülüklerin ve ahlâk-ı rezilenin kaynağı iki kelimedir:  

"Birinci kelime: 'Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne.' Birinci kelimenin ırkını kesecek tek bir devâsı var ki, o da vücub-u zekâttır."

"Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne." düşüncesi zekât, sadaka, yardımlaşma, tesanüd, hamiyet, şefkat ve merhamet gibi ulvi hasletleri ortadan kaldırır ve yerine; faiz, aldatma, bencillik, menfaat ve zulüm gibi ahlâk-ı rezileyi hâkim kılar.

Bu vahşi düşüncenin ve ahlâk-ı rezilenin reçetesi, tedavisi insanlar arasındaki yardımlaşma ve tesanüdü yeşertecek, uhuvvet ve muhabbete vesile olacak zekât müessesesinin işletilmesidir. Zengin ve güçlüler muhtaç ve zayıflara şefkat elini uzatmalı, zekât ve sadakalarıyla onları ihya etmelidirler.

"İkinci kelime: 'İstirahatim için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim.' İkinci kelimenin devâsı hurmet-i ribâdır."

İkinci kelime ise, faizcilik gibi haram ve kolay yollarla insanları sömürmek ve haksız bir şekilde ellerinden mallarını ve emeklerini çalmaktır. Faizciliğin hüküm sürdüğü bir yerde sermaye sahibi olanlar, çalışmadan ve üretmeden insanları bir sülük gibi sömürürler. Bir toplumda faizden on insan kazanırken binlerce insan kaybeder ve zarar görür. Yani faizin faydası toplumun umumuna değil, küçük bir azınlığadır.

Bunun içindir ki, İslam ticareti helal, faizi ise haram kılmıştır. Çünkü İslam, toplumun ekserisine faydası olan bir şeyi meşru kılar. Faiz hem bir sömürü vasıtasıdır hem de çalışmayı kaldıran ve tembelliği aşılayan bir zehirdir. Faiz; "İstirahatim için zahmeti sen çek; sen çalış, ben de yiyeyim." demektir.

"... Adalet-i Kur'âniye âlem kapısında durup, ribâya 'Yasaktır, girmeye hakkın yoktur.' der. Beşer bu emri dinlemedi, büyük bir sille yedi. Daha müthişini yemeden dinlemeli." (1)

Burada bahsedilen sille, Birinci ve İkinci dünya savaşları ve dünyanın sermayeci (kapitalist) ve emekçi (komünist) diye iki bloğa bölünüp, müthiş bir kin ve düşmanlıkla birbiri ile mücadele içine girmesidir.  

Halbuki insanlık zekât verip, faizi yasaklasa, bütün meseleler kendiliğinden hallolacaktır.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 42.