"Eskiden beri i’lâ-yı kelimetullahı ve bekà-yı istiklâliyeti ve İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücut olan âlem-i İslâma fedaya vazifedar..." Devamıyla izah eder misiniz?


"Eskiden beri i’lâ-yı kelimetullahı ve bekà-yı istiklâliyeti ve İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücut olan âlem-i İslâma fedaya vazifedar ve hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felâketi, âlem-i İslâmın saadet ve hürriyet-i müstakbelesiyle telâfi edilecektir. Zira şu musibet, maye-i hayatımız olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişafını harikulâde tâcil etti."(1)

Cihad; İslam’ın yeryüzünde yayılması, yüceltilmesi, kötülüklerin ve şerlerin bertaraf edilmesi için yapılan her türlü mücadeledir. Bunu da hakkıyla ecdadımız yapmıştır.

Hakkı müdafaa, haksızlıkları bertaraf etmek ve İ’lây-ı kelimetullah davasını yüceltmek için onların bir elinde kılıç, bir elinde de adalet ve hikmet vardı. O şanlı devlet çeşitli entrikalar neticesinde yıkılınca bu vazifeyi deruhte edecek bir irade ve hilafet makamı kalmadı. Ve İslam âlemi, imamesi kopmuş tesbih taneleri gibi sağa sola savruldu ve büyük sıkıntı ve zulümlere maruz kaldı.  

Üstadımız bu karanlık tabloya rağmen ümitle geleceğe bakıyor ve istikbalde İslam’ın büyük saadet ve hürriyetinin hâlihazırdaki acılara keffaret olacağını tebşir ediyor. Yani Osmanlının dağılması İslam âlemi açısından büyük bir felaket oldu, ama bu durum ilelebet devam etmeyecek, gelecekte İslam âlemi yeniden ayağa kalkıp o eski haşmetli günlerine kavuşacak inşaallah.   

Bu arada çekilen sıkıntılar ve musibetler, Müslümanların kardeşlik duygusunun ne kadar ehemmiyetli olduğunu da göstermiş oluyor. Müslümanların güçlü olması, kopmaz bir kardeşlik bağı ile birbirine bağlanmaları mümkündür. Yani uhuvvet ve kardeşlik olmazsa İttihad-ı İslam tesis ve tahkim edilemez; Müslümanlar Siyonistlerin tahakkümü ve zulmü altında ezilmeye ve ağlamaya devam eder. Mazlum durumuna düşer, tedenni eder, sefil ve perişan bir vaziyette yaşamaya mahkûm olurlar. İslam âleminin bugünkü durumu buna şahittir. Başta Filistin olmak üzere birçok İslam ülkesi maddî kuvvetleri olmadığından dolayı, şefkat ve merhametten mahrum, canavarlaşmış İslam düşmanlarının zulmü altında inim inim inlemektedirler. Bu durum böyle devam ettiği müddetçe de, söz hep kuvvetlinin olmaya devam edecek ve Müslümanlar da buna boyun eğmeye mecbur kalacaklardır. Haklı oldukları halde, kuvvet hazırlamadıklarından dolayı söz sahibi olamayacaklar, hakları hep ellerinden alınacak ve mazlum durumuna düşüp feryat etmeye devam edeceklerdir.

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 52.