"Öyle de İslâmiyet'in dairesine Selef-i Salihîn gibi takvâ-yı kâmile kapısıyla ve zaruriyât-ı diniyenin imtisali tarikiyle dâhil olanlarda meylü’t-tevessü ve irade-i içtihad bulunsa, o kemâldir ve tekemmüldür." İzah eder misiniz?


Her cisim, her beden, her organizma yaşamın bir gereği olarak büyümek ve gelişmek ister.

Bir bedenin içten dışa doğru büyümesi sağlıklı ve doğal bir süreç iken, dıştan içe doğru, yani dış baskı ve müdahaleler ile büyütülmeye çalışılması ise, sağlıksız ve doğal olmayan bir süreçtir. Yani beden ya da cisim dışarıdan müdahaleler ile büyütülüp geliştirilemez. Aksine yaralamasına, hatta ölmesine ve yok olmasına neden olabilir.

Mesela, bir çekirdeği dışarından sert bir cisim ile deler içine uyumsuz kimyevi maddeler enjekte edilirse, çekirdek bozulur ve külliyen ölür. Çekirdeğin büyümesi ancak iç dinamikler ile olur.

Kur’an ve sünnet bir çekirdek, bir beden, bir canlı organizma gibidir. Ve içinde doğal bir büyüme ve gelişme kanunu bulunuyor. Bu kanunun amaç ve hedefi ise, Allah’ın rızasını kazanmak ve ahiretin daha güzel nasıl imar edileceği yönündedir.

Yani gerçek bir müçtehit ayet ve hadisleri dünyanın lehinde değil ahiretin lehinde yorumlar. İbadetleri bozmaya yönelik değil daha da sağlamlaştırmak yönünde çabalar. Dine karşı laubali olanların hissiyatlarını okşamak için dünyevi yorumlar değil, ahirete iştiyak ile çalışanların şevkine şevk katan yorumlar yapar.

Bozuk niyetli reformculara dikkat edilirse, genelde dinin emir ve yasaklarını gevşetmeye çalışıp ibadetleri tahrife yeltenirler. Güya kedine ilahiyatçı diyen birinin "Namaz beş vakit değil üç vakittir." demesi, diğer birisinin "Tavuktan da kurban olur." gibi komik ve dini tahrife yönelik düşünceler, içten dışa değil dıştan içe bir müdahale şeklidir ve İslam’ın özü ve ruhu ile bağdaşmaz.

Oysa gerçek müçtehitler dinin emir ve yasaklarını koruyucu ve destekleyici yorumlarda bulanarak, başta kendileri bununla amel etmişlerdir. Ehl-i sünnet çizgisinde olan bütün müçtehitler azami takva üzerine yaşamış, ibadet hayatları normal insanların takat getiremeyeceği kadar yoğun ve halisane olmuştur.  

Reformist hocaların hayatında ise fısk, bid'at ve emirlerin yapılmaması hükmediyor. Böyle adamların içtihat adıyla yaptıkları seküler fikirleri ve düşünceleri, dine hizmet değil dine ihanettir.