"Sekine-i arz için semâya çıkmaya bir yol vardır." cümlesinde "sekine-i arz"dan maksat nedir?


“Sekine-i arz” denilince, arzda sakin olan, yerleşmiş bulunan bütün canlılar anlaşılmakla birlikte, semaya çıkma hadisesi bilhassa insanlara bakmaktadır.

"Bundan, hisse karib bir hads-i kat'î ile bilinir ki, sekene-i arz için, semaya çıkmak için bir yol vardır. Evet, nasıl herkesin akıl ve hayal ve nazarı her vakit semaya gider. Öyle de ağırlıklarını bırakan ervâh-ı enbiya ve evliya veya cesetlerini çıkaran ervâh-ı emvat, izn-i İlâhî ile oraya giderler. Madem hiffet ve letafet bulanlar oraya giderler. Elbette cesed-i misalî giyen ve ervah gibi hafif ve lâtif bir kısım sekene-i arz ve hava, semaya gidebilirler."(1) 

Dünya üzerinde insan ve cinlerden başka latif ve ruhanî varlıklar da vardır. Üstad Hazretleri bunların hava unsurundan, karanlıktan, hatta elektrik gibi seyyal ve latif varlıklardan da yaratıldıklarını ifade etmektedir.

Cenab-ı Hak, her varlık nevinden şuurlu ve hayatlı mahlûkları yaratabilir. Topraktan toprak gibi kesif şeyler vücut bulur, ateşten ateşe münasip varlıklar yapılır, nurdan da nuranî varlıklar yaratılır. Elektrikten de elektriğe uygun mahlûkat yaratılmıştır. Üstad Hazretleri bu manaya şöyle işaret etmektedir:

"İşte, nasıl hakikat böyle iktiza ediyor. Hikmet dahi aynen öyle iktiza eyliyor. Çünkü şu kesafetli ve ruha münasebeti az olan topraktan ve şu küduretli ve nur-u hayata münasebeti pek cüz'î olan sudan, mütemadiyen, hummâlı bir faaliyetle, letafetli hayatı ve nuraniyetli zevil'idraki halk eden Fâtır-ı Hakîm, elbette, ruha çok lâyık ve hayata çok münasip şu nur denizinden ve hattâ şu zulmet bahrinden, şu havadan, şu elektrik gibi sair madde-i lâtifeden bir kısım zîşuur mahlûkları vardır. Hem pek çok kesretli olarak vardır."(2)

Bu noktaları nazara alırsak, semaya giden arzî varlıkların kimler olduğunu bir derece tahmin edebiliriz.

Dipnotlar:

1) bk. Sözler, On Beşinci Söz.

2) bk. age., Yirmi Dokuzuncu Söz.