İkinci Basamak'ta; nazara verilen mevzuu ile, melaike ve ruhaniyetin izah ve ispatı arasında nasıl bir münasebet kurabiliriz?


Birinci Basamak'ta,

“Hakikat ve hikmet ister ki: Zemin gibi, semâvatın da kendine münâsib sekeneleri bulunsun.” 

diye söze başlanmış ve meleklerin varlığını ispat noktasında akli deliller getirilmiştir. Daha sonra bu akli deliller nakli delillerle ve evliya kerametleriyle desteklenmiştir.

Yirmi Dokuzuncu Söz'de bu husus daha tafsilatlı olarak ele alınmıştır.