"Lâfzullah adedinde çok esrar ve nükteler var." cümlesini izah eder misiniz?


"Lâfzullah adedinde çok esrar ve nükteler var. Ezcümle, lâfzullah ve Rab'dan sonra en ziyade zikredilen Rahmân, Rahîm, Gafûr ve Hakîm ile beraber lâfzullah, Kur'ân âyetlerinin nısfıdır."

"Hem lâfzullah ve Allah lâfzı yerinde zikredilen lâfz-ı Rab ile beraber, yine nısfıdır. Çendan Rab lâfzı 846 defa zikredilmiş; fakat dikkat edilse, beş yüz küsuru Allah lâfzı yerinde zikredilmiş, iki yüz küsuru öyle değildir."(1)

Kur’an Allah’ın kelamı olduğu için, beşerin teliflerinde olduğu gibi içinde en küçük bir israf, gereksiz bir kelime, anlamsız bir söz dizimi, fazla ya da eksik rakam bulunmuyor. Kur’an’ın her bir kelimesi, içinde geçen her bir isim ve sıfat ve her cümle, bir mana bir nükte ifade ediyor.

Üstadımız Kur’an’ı sadece mana olarak değil, sayısal ve aritmetik bir şekilde de inceliyor. Ve o alanda görülen mucizevi yönleri izah ediyor.

Kur’an âdeta bir mucize deposu gibi lâfzullah yani “Allah” lafzı adedinde çok esrar ve nükteler bulunuyor. Tevafuk, bu nükte ve mucizelerden birisidir.

Tevafuk, iki şeyin birbirine uygun ve denk gelmesi demektir. Özellikle tesadüfe verilme ihtimali olmayan ve arkasında ilâhî bir kasıt ve iradenin varlığı hissedilen denk gelmelere tevafuk denir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dördüncü Risale...