Kur'an-ı Kerim'de müminlerin vasıflarından zikredilen meşveret için; birkaç kişinin önceden kulis yaparak, meşverette ortak hareket edip, başkalarına kendi fikirlerini oylama usulüyle de olsa kabul ettirmeye çalışması meşveretin esaslarına uygun mudur?


Meşveret, istişare, şura en güzel fikrin tespit edilmesini sağalmak için konulmuş bir fikir meclisidir. Meşveret şeffaf, özgür ve edep dahilinde yapılmalıdır. Herkes içindeki düşünceleri ya da çekinceleri rahatlıkla bu mecliste ifade edebilmelidir. O zaman alınan karar herkesin içine siner, herkes bu kararın tatbik edilmesine canıgönülden destek verir.

"Meşverette bulunan pişman olmaz."
"İstişare eden zarar görmez."
"Meşveret eden güvenlik içindedir."
"İstişare edip doğru neticeye ulaşmamış bir topluluk yoktur.”

gibi atasözleri de bu manayı vurguluyor.

Kulis yapmak, herhangi bir toplulukta oturum dışında gizli kapaklı çalışmalar yapmak anlamına geliyor. Bu yüzden kulisin özünde fikir dayatması, hırs ile fikrini galip getirme, kamplaşma, gibi olumsuz çağrışımlar bulunuyor. Bu yüzden kulis yapmak iyi bir şey değildir.

Şuranın, Allah rızası için ve Müslümanlar yararına yapılması, rüşvet, baskı ve tehditlerle istişare heyetin düşünce çizgisinin saptırılmasına meydan verilmemesi de önemli bir esastır.

Meşverette her zaman icmâ olmayabilir; herkesin görüşünün tek bir noktada toplanmadığı durumlarda, ekseriyetin düşünce ve kanaatine göre amel edilir. 

İster icmâ kararıyla, ister çoğunluğun görüşüne göre olsun, şura, usulüne göre cereyan etmişse, artık orada üzerinde anlaşılan görüşe muhalefet etmek câiz değildir ve alternatif düşünceler ileri sürülemez. "Ben farklı ve isabetli bir görüşte bulunmuştum." veya "Ben muhalefet şerhi koymuştum." gibi sözlerle alınan karar aleyhinde rey izhar etmek düpedüz bozgunculuk ve günahtır.

Allah Rasûlü (asm), kendi içtihatlarına rağmen böyle bir çoğunluğun görüşlerine uyarak Uhud'a çıkmış, sonra da evvel ve âhir, hatalı da olsa, ekseriyetin içtihatlarıyla alâkalı hiçbir beyanda bulunmamıştır.