"Haftada bir-iki defa benimle görüşen bir hâfız, imam olmuş. Sarık sarmak için iki ay beni terketti.. Hilaf-ı me'mul olarak, maksadının aksiyle yedi-sekiz ay imamlık ettiği halde hilaf-ı âdet bir surette ona sarık bağlattırılmadı." sarık sarmak yanlış mı?


Burada sarık sarmanın bizatihi kendisi değil, başka daha büyük bir hayrı terke sebep olduğu için tenkit ediliyor.

Sen yemek yerken birisi gözü önünde kalp krizi geçirse, sen de hiç oralı olmadan yemek yemeye devam etsen, insanlık suçu işlemiş olursun. Halbuki yemek yemeniz gayet helal ve normal bir davranıştır. Ama şartlar o normal işi çirkin yapıyor, çünkü kalp krizi geçiren birine yardım etmek, yemekten daha öncelikli ve daha mühimdir.

Üstadımız ve talebeleri var güçleri ile iman kurtarma hizmetine hasr-ı nazar etmişler, böyle hayatî ve hassas bir vazifeyi bırakıp daha hafif bir vazifeye talip olmak; yemeği, kalp krizi geçiren birisine tercih etmek gibi olur.

Sarık sarmak sünnettir, iman kurtarma hizmeti ise farz ayndır. Sünnet işleyeceğim diye farzı terk etmek yanlış olur, denilmek isteniyor.

Bu konu hakkında şöyle bir değerlendirme de yapılabilir: Bu vazife, sarık sarma olarak temsil edilmiştir. Yani resmi imamlık yapamayanlar fahri olarak görevi üstlenir, bu durumda sarık saramazlardı. Zira o zamanlar resmi vazifelilerden hariç sarık sarmak yasaktı. İşte bu mübarek zat, fahri imamlıktan resmi imamlığa geçip sarık sarma hakkını elde etmek için, Üstadı iki ay terk etmiş. Bu yaptığı hataya bir tokat olarak Onun resmi imamlık vazifesi tehir edilerek kader tarafından ceza verilmiş ve sarık bağlattırılmamıştır.