"Habibullahın (a.s.m.) âlâ-yı illiyyîn-i kemâlâtındaki makamına bakarak, bütün kuvvet ve himmetleriyle o tarafa koşmak, mukteza-yı seciyeleridir." Hata, kusur ve günahları olan sahabeleri nasıl mütalaa edeceğiz?


"Habibullahın (a.s.m.) âlâ-yı illiyyîn-i kemâlâtındaki makamına bakarak, bütün kuvvet ve himmetleriyle o tarafa koşmak” bire bir o makamı elde etmek mânâsına gelmiyor. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) ve onun yüce makamı insanlık için bir rehber, bir numune ve bir kuvve-i maneviyeyi takviye kaynağı oluyor demektir.

Bu yolda koşarken bazen ayaklar sürçer, bazen yanlış adımlar atılır, bazen soluksuz kalınır vesaire, bunlar insan olmanın birer muktezasıdır. Zaten insan fıtratı günah işlemeye meyilli olduğu için, çoğu zaman hata ve günah işleyebilir.

Sahabeler de hata yapar ve günah işler, ancak arkasından öyle bir tövbe eder ve öyle nedamet getirir ki, bu da onu çok yüksek makamlara çıkarır.

Bu hususta şu rivayet çok manidardır:

Cüheyne kabilesinden zina ederek gebe kalmış bir kadın Peygamber aleyhissalatüvesselamın huzuruna geldi ve:

 YâResûlallah! Cezayı gerektiren bir suç işledim. Cezamı ver, dedi.

Bunun üzerine Peygamber aleyhissalatü vesselam kadının velisini çağırttı. Ona:

– Bu kadına iyi davran! Doğum yapınca bana getir, buyurdu.

Adam Resûl-i Ekrem’in buyurduğu gibi yaparak kadını doğumdan sonra getirdi.

Resûlullah  aleyhissalatü vesselam kadının üzerine elbisesinin iyice bağlanmasını emretti; sıkı sıkıya bağladılar. Sonra Peygamber aleyhissalatüvesselamın emri üzerine taşlanarak öldürüldü. Daha sonra Resûl-i Ekrem kadının cenaze namazını kıldı.

Hz. Ömer:

– Yâ Resûlallah! “Zina etmiş bir kadının namazını mı kılıyorsun?” diye sorunca Hz. Peygamber şunları söyledi:

– “O kadın öyle bir tövbe etti ki, şayet onun tövbesi Medine halkından yetmiş kişiye taksim edilseydi, hepsine yeterdi. Sen Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanmak için can vermekten daha üstün bir şey biliyor musun?”(1)

Konuyla alâkalı iki hadis de şöyledir:

“Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.”(2)

"Günah işleyip arkasından kalkıp abdest alarak iki rekât namaz kılan, sonra da Allah Teâlâ Hazretlerine tövbe eden her insan mutlaka mağfiret olunur." Sonra da şu ayeti okudu:

"Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı zikrederler, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah'tan başka bağışlayan kim vardır?”(Al-i İmrân, 3/135) (3)

Dipnotlar:

(1) bk. Müslim, Hudûd 24. Ayrıca bk. EbûDâvûd, Hudûd 24; Nesâî, Cenâiz 64.
(2) bk. Buhârî, Daavât 4; Müslim, Tevbe 1, 7, 8.
(3) bk. Tirmizi, Tefsir Al-i İmran, (3009); EbüDâvud, Salât 361, (1521) İbnuMâceİkâmetu's-Salât 193.