ERVAH-I HABİSE


“İsyankâr ruhlar. Habis, kötü ruhlar. Şeytanlar

"İnsanlarda şeytan vazifesini gören cesedli ervah-ı habise bilmüşahede bulunduğu gibi, cinnîden cesedsiz ervah-ı habise dahi bulunduğu, o kat’iyyettedir." Lem’alar

Birisini görüyorsunuz, karşısındakine  birtakım yanlış fikirler aşılamaya çalışıyor. Konuşurken muhatabının koluna, ayağına değil, gözüne bakıyor.

Göz penceresinden ruha nüfuz etmeye, ona bir şeyler telkin etmeye çalışıyor.

Bu iki şahsın bedenlerini hayalen ortadan kaldırırsanız, karşınıza iki ayrı ruh çıkacaktır.  Bunlardan birisi diğerini aldatmak istemektedir.

O halde, şeytanın, insan ruhunu saptırmak ve onu doğru yoldan çıkarmak için çalışması akıldan uzak görülmemeli.

Bazı kimselerin şeytanı inkâr ettiklerini görürüz. Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, bu, "şeytanın en büyük bir desisesi"dir. Bu inkâra bir insanın temel dayanağı, şeytanın gözle görülmemesidir.

Şimdi o şahsa soralım:

Sen şeytanı neyinle inkâr ediyorsun? Yani şeytanın varlığını senin ellerin mi kabul etmiyor, kulakların mı; gövden mi kabul etmiyor, ayakların mı?

Bu sorumuzu saçma bulacak ve "hiçbiriyle" diyerek ilave edecektir: O’nun varlığını aklım almıyor.

O hâlde, şeytanın varlığını kabul etmeyen, o şahsın aklıdır.

Görünmeyen bir şey, yine görünmeyen bir şeyi inkâr etmektedir; delili ise "görülmemesi."