Yedinci Hakikat'in haşiyesinde; mazide olan bütün vukuatın birer kitap gibi tanzim edilip, "kalem-i kaderle tersim edilmesi ve dest-i kudretle yazılması" ifadesinde, kader için "tersim", kudret için "yazı" tâbirinin kullanılmasını açar mısınız?


Eşyanın yaratılışında, “kader dairesinde planların yapılması ve kudretin bu planlara göre eşyayı icad etmesi” esastır. Kader dairesindeki bu ilmî vücutlar için, farklı teşbihler yapılmakta, değişik ifadeler kullanılmaktadır.

Hepsinde temel maksat aynıdır. Bu maksatla kullanılan “model, kalıp, tersim (resmetmek, resmini almak), misdar (cetvel)” gibi kelimeler bizim yaptığımız işlere, sanatlara aittir. Bunlara kıyasen ve bu temsillerin dürbünüyle İlâhî hakikatlere bakılacaktır.

İnsan bir eser yapacağı zaman, bazen onun resmini çizer ve eserini bu resme göre yapmaya çalışır. Bu resim bir nevi plandır. Eser bu plana göre inşa edilecektir. Bazen de bir model ortaya koyar, bir maket yapar, eserini buna uygun olarak inşa eder. Bazen de yapacağı şeyin planını çizer ve binasını ona göre kurar.

Nur Risalelerinde, “Kader, ilmin bir nevidir ki, her şeyin manevî ve mahsus kalıbı hükmünde bir mikdar tayin eder.”(1) ifadesinde "manevî kalıp" tâbiri geçer.   

“Bu kâinat bütün mevcudatıyla beraber kaderin kâlemiyle yazılmış, kudretin çekiciyle yapılmış…”(2) 

ifadesinde ise, İlâhî ilimde eşyanın takdir edilmesi “kaderin kalemiyle yazma” şeklinde dile getirilir. Bazen de “kalem” kelimesi “kudret” için kullanılır; sualde geçen “dest-i kudretle yazılma” ibaresinde olduğu gibi.

Diğer taraftan,

“Bilbedahe o şeyin mikdar-ı surîsi, bir kader kâlemiyle tersim edilmiştir.”(3) (Sözler, Yirmi Altıncı Söz) 

ifadesinde, bir mahlûkun bütün hususiyetlerinin takdir edilmesi, ilm-i İlâhîde onun resmedilmesi olarak ifade edilir.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem’alar, Yirmi Üçüncü Lem’a.
(3) bk. Şualar, Yedinci Şua.
(4) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz, Üçüncü Mebhas.