"İmandaki şek meselesi ise, imkân-ı zâtîden gelen ihtimaller, o yakîne münâfi değil ve o yakîni bozmaz..." ifadelerini izah eder misiniz? "İmkân-ı zâtî", "imkân-ı zihnî", "imkân-ı akli" ne demektir?


İmkân-ı zâtî: Bir şeyin aslında mümkün olması demektir.   

İmkân-i Zihni: Zatında mümkün olabilecek bir şeyin, zihnen olmuş gibi kabul edilme hali, bir şeyin insanın zihninde alabileceği tüm ihtimaller ve imkânlar.

Bir şeyin zatında mümkün olması zihnen de olmasını gerektirmez. Bizim bir şeyi zihnen kabul etmemiz bir delil ve burhan ile olabilir. Yeryüzündeki bütün elmalar zatı itibari ile portakal olabilirler. Yani Allah isterse o elmaları portakala çevirebilir, bu O’nun için kolay bir şeydir. Şimdi bu ihtimali olmuş gibi kabul edip “yeryüzünde elma diye bir meyve yoktur, onların hepsi portakal oldu” diyemeyiz. Zira elmaların portakala dönüştüğüne dair elimizde bir delil ve işaret yoktur.

Bu misalde olduğu gibi, imanın altı şartında da imkân-ı zati noktasından çok şek ve şüpheler ortaya çıkabilir. Bu gibi şek ve şüphelerin zatında mümkün olması imanın yakinine ve katiliğine bir zarar vermez. Zira,

  اِنَّ اْلاِمْكَانَ الذَّاتِىَ لاَيُنَافِى الْيَقِينَ الْعِلْمِىَ  “İmkân-ı zatî, yakîn-î ilmîye aykırı değildir.”(1)

Yani bir şeyin zatında olma ihtimali, onun kat’i ve kesin olarak olduğu manasına gelmez. Öyle ise "ya olursa" demenin hiçbir manası ve mantığı yoktur. Hükümler ancak sağlam delillerle sabit olur, yoksa aklımıza gelen her şeye hakikat nazarı ile bakarsak ortada ilim ve hakikat diye bir şey kalmaz.

İmkân-ı Akli: Bir şeyin aklen mümkün olma haline denir.

(1) bk. el-Gazâlî, el-Menhûl: s.122; el-Müceddidî, Kavâidü’l-fıkh: s.11, 143.