“İmam-ı Mübin” ile “Kitab-ı Mübin”i “Levh-i Mahfuz” ile alakası ile tafsilatıyla izah eder misiniz?


İmam-ı Mübîn ve Kitab-ı Mübîn, Levh-i Mahfuz'un birer defteri, İlâhî ilmin birer unvanıdırlar. İmam-ı Mübîn, Kitab-ı Mübîn ve Levh-i Mahfuz, her üçü de Üstadımızın tabiriyle “ilm-i İlâhînin ünvanlarıdırlar.”

Mektûbat’ta “ilm-i ezelînin ünvanları olan İmam-ı Mübîn, Kitab-ı Mübîn, Levh-i Mahfuz gibi vücud-u ilmî daireleri”nden söz edilir.

Şualarda ise, “Levh-i Mahfuz’un defterleri olan İmam-ı Mübîn ve Kitab-ı Mübîn’de bütün mevcudatın bütün sergüzeştlerini kaydedip yazan” şeklinde bir ifade yer alır.

İmam-ı Mübin, işin neticesine ve gayesine bakar, hüküm orada ona göre verilir. Bu sebeple yani ilmî defter olması, her şeyin aslıyla alakadar olması ve hâdisatın sonuna hükmetmesi açısından, değişmeyen, sabit ve ezelde takdir edilmiş bir ilim defteridir.

"Arının dimağını, mikrobun gözünü tanzim eden Zât, senin ef'al  ve a’malini  mühmel, başıboş, hesabsız, kitabsız bırakmayarak "İmam-ı Mübin"de yazar. Ona göre muhaseben olacaktır." (Mesnevi-i Nuriye)

Kitab-ı Mübin ise, her şeyin zahirine, müşahede olunanına ve hazırhaline  bakar. Hakikatine, mahiyetine ve neticesine bakmaz. Bir nevi Levh-i Mahv ve İspat dediğimiz yaz-boz tahtası hükmündedir.

Birçok müfessirimiz Kitab-ı Mübîn’in bir cihetinin Kur’an-ı Kerim olduğunu beyan ederler. En’am Suresindeki, “Yaş ve kuru ne varsa hepsi Kitab-ı Mübîn’dedir (apaçık bir kitaptadır)” âyetini, Kur’an olarak izah ederler.

Bediüzzaman Hazretleri de Sözler adlı eserinde,

“Bir kavle göre Kitab-ı Mübîn, Kur’an’dan ibarettir. Yaş ve kuru, her şey içinde bulunduğunu, şu âyet-i kerime beyan ediyor.”  cümlesiyle bu mânâya iştirak eder ve şu açıklamayı getirir:

“Evet, her şey içinde bulunur. Fakat herkes her şeyi içinde göremez. Zira muhtelif derecelerde bulunur. Bazan çekirdekleri, bazan nüveleri, bazan icmâlleri, bazan düsturları, bazan alâmetleri; ya sarahaten, ya işareten, ya remzen, ya ibhamen, ya ihtar tarzında bulunurlar.”(1)

İnsanın nutfe halinde başlayan ilk yolculuğundan bütün ömrü boyunca başına gelecek bütün hâdiselere, kabir hayatından cennete kadar mazhar olacağı bütün işler ve haller İmam-ı Mübin’de yazılıdır. Bu yönüyle imam-ı Mübin kader defteridir. Nutfenin alaka olması, alakanın mudğa olması ta son noktaya kadar hep Kitab-ı Mübin’de yazılmıştır ve bu safhalar o kudret defterindeki kanunlara göre icra edilir. Dünyaya geldikten sonra da hayatın her safhasında karşılaştığı yeni durumlar hem Kitab-ı Mübin’de yazılıdır ve ona göre meydana gelir.

"Allah dilediği şeyi mahveder ve dilediğini isbat eder. Nezdinde kitabın aslı olan Levh-i Mahfuz vardır."(Ra'd, 13/39)

İmam-ı Mübin, kaderin bir ismi ve unvanıdır, eşyanın yol haritasını çizer. Kitab-ı Mübin ise kaderde tayin ve tespit edilmiş mukadderatların bir plan dâhilinde vücut sahasına çıkmasıdır. Bu noktadan bakacak olursak, incir çekirdeği İmam-ı Mübine, bu çekirdekten çıkan incir ağacı ise Kitab-ı Mübine işaret eden bir levhadır.

Kitab-ı Mübin bedihîdir; gözle görülür, duygularla hissedilir. İmam-ı Mübin ise ilmî ve manevî olduğu için, ancak muhakeme ve tefekkür ile anlaşılır.

Bediüzzaman Hazretleri, tefsir âlimlerinin İmam-ı Mübîn ve Kitab-ı Mübîn hakkında değişik görüşler ileri sürdüklerini  beyan  ettikten sonra kendi kanaatini şu şekilde ortaya koyar:

'İmam-ı Mübîn', ilim ve emr-i İlahînin bir nev’ine bir ünvandır ki; âlem-i şehadetten ziyade âlem-i gayba bakıyor. Yani zaman-ı hâlden ziyade, mazi ve müstakbele nazar eder."

'Kitab-ı Mübîn' ise, âlem-i gaybdan ziyade, âlem-i şehadete bakar. Yani, mazi ve müstakbelden ziyade, zaman-ı hazıra nazar eder ve ilim ve emirden ziyade, kudret ve irade-i İlâhîyenin bir ünvanı, bir defteri, bir kitabıdır. İmam-ı Mübîn, kader defteri ise; Kitab-ı Mübîn, kudret defteridir.”(2)

İmam-ı Mübîn de Kitab-ı Mübîn de Levh-i Mahfuz’un defterleri, ama aralarında fark var.

Bu ince farkı, şu ifadelerde bir derece anlayabiliyoruz:

“Evet bir çekirdekte, hem bedihî olarak, irade ve evamir-i tekviniyeninünvanı olan 'Kitab-ı Mübîn'den haber veren ve işaret eden, hem nazarî olarak emir ve ilm-i İlahînin bir ünvanı olan İmam-ı Mübîn’den haber veren ve remz eden iki kader tecellisi var:" 

"Bedihî kader ise, o çekirdeğin tazammun ettiği ağacın, maddî keyfiyat ve vaziyetleri ve heyetleridir ki, sonra göz ile görünecek. Nazarî ise, o çekirdekte, ondan halk olunacak ağacın müddet-i hayatındaki geçireceği tavırlar, vaziyetler, şekiller, hareketler, tesbihatlardır ki, tarihçe-i hayat namıyla tabir edilen vakit-bevakit değişen tavırlar, vaziyetler, şekiller, fiiller; o ağacın dalları, yaprakları gibi intizamlı birer kaderî miktarı vardır.”(3)

Şu noktanın gözden uzak tutulmaması gerekiyor: “Yazma” denilince harf harf kaleme almayı anlamak eksik olur. Genlerin dizilişi yazı yazmakdan çok farklıdır. Hafızanın bir şeyi kaydetmesi de daktiloyla yazmaya benzemez. Bir teyp bandına yahut video kasetine de sözler ve hâdiseler kalemle kaydedilmiyorlar.

İşte her şeyin ve her hadisenin, Levh-i Mahfuz’un defterleri olan İmam-ı Mübîn ve Kitab-ı Mübîn’de yazılması bunların çok ötesinde bir keyfiyetledir. Bu kaydın da harflerle, kelimelerle alâkası yoktur.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Onuncu Mektup. 

(2) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz. 

(3) bk. Sözler, Yirminci Söz'ün İkinci Makamı.