"Her birliği bulunan, yalnız birden sudûr edecektir. Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek bir tek Zât’ın icadıdır." İzah eder misiniz?


Buradaki birliğin mânâsı; eşyanın birbiri ile irtibatlı olması demektir.

Bir fabrikadaki bir çark, görünüşte tek başına hareket eden bir cisim gibidir, ama hakikatte ise, bir bütünün parçası olarak hareket eder. Yani fabrikada bir birlik vardır. Bütün parçalar tek bir gayeye hizmet ediyorlar. Bunun olabilmesi için de tek elden çıkması lazımdır.

Aynen öyle de, bir elma zahiren tek başına gibi görünüyor. Hakikatte ise o elma, Güneşe, suya, toprağa ve havaya bağlıdır ve kâinat fabrikasının bir neticesidir. Öyle ise bütün kâinatı  yapamayan, bir elmayı da yapamaz.  Dünyayı kim yapmışsa, elmayı da o yapmıştır.

"Kâinatın âlemleri, envâları ve unsurları öyle birbiri içine girift olarak girmiştir ki, kâinatın hey'et-i mecmuasına mâlik olmayan bir sebeb hiçbir nev'ine, hiçbir unsuruna hakiki tasarruf edemez. Âdeta İsm-i Ferd'in cilve-i vahdeti, bütün kâinatı bir vahdet içine almış; her şey o vahdeti ilân ediyor."(1)

Vahid ve Ehad isimlerinin her ikisi de Allah’ın birliğini ifade ederler. Vahid, sonsuz sıfatlarında eşi ve benzeri olmayan, Ehad ise vacib, ezeli ve ebedi olan Zatında eşi ve benzeri olmayan demektir. Ferd ismi her iki ismi de tazammun eder, hem zatında hem sıfatlarında yagane olan demektir.

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte.