"Çekirdekteki ukde-i hayatiyenin tenebbühü, yani uyanıp açılarak neşvünemâ bulması, o derece zâhir ve kesrette ve mebzuliyette ülfet içinde, zaman-ı Âdem’den beri hikmet-i beşeriyenin nazarında gizli kalmıştır." cümlesini açıklar mısınız?


Kâinatta her şey bir sebep vasıtası ile varlık sahasına çıkıyor. Bu sebeplerin bazıları çok zahirdir. Mesela, yağmurun bulutlar vasıtası ile gönderilmesi gibi. Bazılarını da tetkik ve tahlil neticesinde idrak edebiliyoruz. Mesela, suyun iki hidrojen, bir oksijen bileşeninden meydana gelmesi gibi. Bunlar da insanlığın müşterek aklını temsil eden fen ilimlerinin bir neticesi olarak zahir oluyor.

Allah, bazı ehemmiyetli nimetlerinin sebeplerini çok ince ve latif kılmasından, o sebepleri zahir olarak görmek, hatta fennî olarak da tam izahını yapmak mümkün görünmüyor. Bu yüzden bu nimetler âdeta sebepsiz gibi vücuda geliyor. İman gözlüğü ile de dikkatle bakıldığında o nimetin arka cephesinde Allah’ın kudret ve rahmet eli çok açık ve zahir olarak görünür. Bunlara sathî, üstünkörü bakanlar ise, o nimetleri ülfet hastalığından dolayı basit olarak görüyorlar. Böyle olunca, ülfet ve basit görme marazı o nimetlerin sebeplerini ya da arka cephesinde işleyen kudret ve rahmet elini saklıyor.

Üstad Hazretleri, bu nimetlerden hayat nimetinin gayesinin, insanlık nazarında bu ülfet ve basit görme marazından dolayı gizli kaldığını ifade ediyor.

Varlık, hayat, nur gibi nimetlerin hem mülk, hem de melekût yüzü şeffaf ve parlak olmasından, Allah bu nimetleri, gayet latif ve ince bir sebep vasıtası ile bize ikramda bulunmuştur.

Hayat sahipleri içinde en basiti olan bitkilerin hayatının bilinememesi ve anlaşılamaması bu fikirleri teyid eder. Çekirdeğin açılıp hayat bulma safhasını, halen ilim ve fen tam olarak izah ve keşif edemiyor.