"Hem de bazen arızalarla topuz kırıldığı vakit, nur dahi uçar veya söner."  cümlesini nasıl anlamak lazım?


Nurlardan maksatRisale-i Nurlar ve Kur'an'ın nurlarıdır. Topuzlar ise, maddi kılıç ve siyaset cereyanlarıdır.

Topuzlar (yani siyasetin gücü) kırıldığı zaman, Nur'un hizmet ve tesiri de kırılır. Öyleyse topuz kullanmadan, nurları yaymanın her zaman fayda ve verimliliği daha fazladır. Üstad Hazretlerinin bu manaya kuvvet veren ifadelerini aşağıda naklediyoruz.

"O topuzlar ise siyaset cereyanlarıdır. O nurlar ise hakaik-i Kur'âniyedir. Nura karşı kavga edilmez, ona karşı adâvet edilmez. Sırf şeytan-ı racîmden başka ondan nefret eden olmaz."

"İşte, ben de, nur-u Kur'ân'ı elde tutmak için,  اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ  deyip, siyaset topuzunu atarak, iki elimle nura sarıldım. Gördüm ki, siyaset cereyanlarında, hem muvafıkta hem muhalifte o nurların âşıkları var."

"Bütün siyaset cereyanlarının ve tarafgirliklerin çok fevkinde ve onların garazkârâne telakkiyatlarından müberra ve safi olan bir makamda verilen ders-i Kur'ân ve gösterilen envâr-ı Kur'âniyeden hiçbir taraf ve hiçbir kısım çekinmemek ve itham etmemek gerektir -meğer- dinsizliği ve zındıkayı siyaset zannedip ona tarafgirlik eden insan suretinde şeytanlar ola veya beşer kıyafetinde hayvanlar ola!.."

"Elhamdülillah, siyasetten tecerrüd sebebiyle, Kur'ân'ın elmas gibi hakikatlerini propaganda-i siyaset ittihamı altında cam parçalarının kıymetine indirmedim. Belki, gittikçe o elmaslar kıymetlerini her taifenin nazarında parlak bir tarzda ziyadeleştiriyor."(1)

1) bk. Mektubat, On Üçüncü Mektub.