"Hey âşık efendi! Ne hakkın var, sekiz İsm-i Azamın bir sahife-i nuranîsi olan Güneşi böyle utandırıyorsun?" cümlesini açıklar mısınız, bu isimler hangileridir?


Her bir eşya mahiyetine göre esma-i ilahiyenin tecelliyatına makes ve mazhardır. Her bir masnu, esmanın kemmiyeten veya keyfiyeten tecelliyatının farklılığına göre mahiyeti değişir, tebeddül ve tağayyür eder. Cemadatta; nebatatta, hayvanatta, insanlarda ve meleklerde esmanın tecellileri mahiyet ve keyfiyet itibarıyla çok farklıdır.

Cansız varlıklara Cemil, Sani’, Musavvir ve Hâlık isimleri tecelli eder ama Hay, Rezzak ve Hâdi gibi isimler tecelli etmez.

“Bütün esmaya kemal derecesinde ve itidal üzere mazhar” olan tek insan Resulullah Efendimiz (asm)'dir. İtidal; “Biri diğerinden daha ileri değil, hepsi son derece kemalde” demektir.

Güneş ise, bazı ism-i azamın tecelliyatına mazhar olmakla beraber, Üstadımızın âleminde sekiz ism-i azam mertebe olarak ön plana çıkmıştır.

Azami mertebe; mahlukatta bazı isimlerin ilk bakışta görünmesi ve okunmasıdır. Diğer esmanın ise gölgede kalması veya ikinci mertebe de düşünülmesidir.

Gelelim cümlemize;

1. Sekiz esma isim olarak sayılabileceği gibi, çokluktan kinaye de olabilir.

2. Cenab-ı Hakk’ın âlemde iki çeşit tecelliyatı olan vahidiyet ve ehadiyetin tezahüratı, güneşle daha iyi anlaşılır.

3. İsimlerin hangi varlıkta azamî derecede olduğu, efal, âsar ve ahvalinden okunur. Yoksa sadece o varlığa zahiren bakmakla isimlerin inceliklerini ve tezahürünü anlamak mümkün olmaz.

4. Güneş'te ise onun âlemle münasebeti ve efali nazar-ı itibara alınırsa Üstadımızın risalelerde serpiştirdiği Güneş'le münasebettar şu isimler anlaşılabilir:

a. İsm-i Nur açık ve net olarak okunuyor. İlk bakışta bu esma görünüyor.

b. İsm-i Rahim okunabilir. Çünkü âlemle münasebeti şefkat ve hilm iledir.

c. İsm-i Rahman okunabilir. Çünkü hiçbir mahlûk arasında tefrik yapılmıyor. Bu bakımdan, adaletle münasebeti vardır.

d. İsm-i Zahir var. Her şey onunla görünür ve keşfedilir.

e. İsm-i Hâdi okunur. Tebliğatta ve hidayette herkesin kendisiyle irtibata geçme anını bekler, münasebette olmayanlara küsmez ve darılmaz. Çünkü hidayet güneş gibidir.

f. Ehad ismi var. Bazı mahlûkata tezahüratı cilve- i zâtı iledir.

g. Vahid ismi var. Sıfatları ile, ışığı ve ısısı ile her şeyi ihata eder.

h. İsm-i Hayy’ın tezahüratı var, onsuz hayat olmaz.

Buna mümasil esmayı zikretmek mümkündür. Bu isimleri okumak marifetin mahiyeti nisbetinde artar veya azalır.

Güneşle alakalı olarak Üstadımız'dan istifade ettiğimiz iki incelik daha var:

Birincisi, "Sekiz ism-i azamın bir sahifeyi nuraniyesi olan Güneş" cümlesinde, sekiz büyük ism-i İlahiyenin mezcinden çıkan ilk tezahür “Nur” ismidir. Diğer esma ilk tezahürde gölgededir. Mesela aslanda ilk görünen İsm-i celil’dir, diğerleri bunların zımnındadırlar.

İkincisi, Üstad Hazretleri güneşten hakaik-i imaniye ile alâkalı çok temsilat çıkartmıştır. Başkaları güneşten başka açıdan istifade ederken, Muazzez Üstadımız ise insanları iman ve itikat açısından sahil-i selamete çıkaracak antika misaller keşfetmiş, güneşin en hayırlı gaye ve faydasını ortaya koymuştur. Eğer güneşin aklı olsaydı, bu hayırlı fıtrat vazifesini ortaya koyan Üstadımız hakkında methiyeler yazar. Belki de keyfinden raks ederdi.