"Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbup. Çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli." vecizelerini nasıl anlamalıyız?


Bir şeyi sevmek iki türlü olur. Birisi caiz değil iken, diğeri caizdir.

Birisi; bir şeyi kendi hesabına ve zatı için sevmektir. Yani sanatı sanatkarına olan yönünden ve işaretinden dolayı değil de, sanatı sırf sanat için, kendi hesabına sevmektir. Bu sevgiye mecazi sevgi deniliyor. Bu sevgi Allah’ın razı olduğu bir sevgi değildir. Her şeyin fani ve geçici olması bu yüzü iledir.

Allah namına olmayan her şey fena ve yokluğa mahkumdur. Fena ve yoklukla yoğrulmuş bir sevgi ise, insana lezzetten çok azap veriyor. Bu sebeple Allah namına olmayan mecazi sevmekler, yanlış ve yasaktır. Üstelik bu sevgi insana Allah’ı hatırlatmıyor, tam aksine unutturuyor. Halbuki insana verilen kalp; ancak Allah sevgisi ile tatmin olabilir; fani ve geçici mahlukat ile tatmin olmaz.

Diğeri ise; Allah namına ve Allah hesabına sevmektir. Yani mahlukatı, O'nun isim ve sıfatlarına ayna ve vasıta olduğu için sevmek. O'nun sevgisine vesile olduğu için muhabbet etmektir. Bu sevgiye de hakiki sevgi deniliyor. Bu sevgi Allah’ın razı olduğu bir sevgidir.

Mesela; bir çiçeğe bakıldığı zaman, o çiçekte sevilmeye layık ne varsa, hepsi Allah’ın sonsuz güzelliğinden gelen zayıf bir tecellidir. Güzelliğin asıl kaynağı ve menbaı, Allah’ın sonsuz cemalidir. Demek çiçek sadece bir mazhar ve aynadır. Bir aynaya bakıp da, aynanın kaynağına intikal etmemek abes olur. 

İşte kainatta sevgiye sebep olan bütün güzellikler, mükemmellikler ve iyilikler, hepsi Allah’tan geliyor. Mahlukattaki bütün güzellikler, O'nun sonsuz isim ve sıfatlarının çok perdelerden geçmiş zayıf ve basit birer tecellileridir. Biz bu tecellileri Allah için ve onun ismi ve namı ile sevebiliriz.

Anne ve babamızı Allah’ın birer mahluku ve sanatı noktasından sevebiliriz. Allah namına olmadan ve O'ndan bağlantısız, sırf kendi hesaplarına sevmek doğru değildir. Yoksa Allah için ve O'nun hesabına ne kadar sevip hürmet etsek azdır. Burada sevmenin bir sınırı ve yasağı yoktur.