"Şu âyet ise, ona mukabil, bak, ne kadar ulvî, lâtif ve güzel ve ebede kadar yırtılmayacak, Hanîfen Müslimen destgâhında dokunacak bir hulleyi gösteriyor." Neden "Hanifen Müslimen" tezgâhı deniliyor? İzah eder misiniz?


"İşte, beşerin mühim terakkiyâtından ve keşfiyâtındandır ki, bir maddeyi bulmuş, ateş yakmayacak ve ateşe dayanır bir gömlek giymiş. Şu âyet ise, ona mukabil, bak, ne kadar ulvî, lâtif ve güzel ve ebede kadar yırtılmayacak, Hanîfen Müslimen tezgâhında dokunacak bir hulleyi gösteriyor."(1)

Bu ifadede nasıl ateşe dayanıklı elbiseleri, dünyanın teknik tezgâhında dokumak mümkünse, cehennemin ateşine dayanıklı, yani cehennem ateşinden kurtaracak elbiseler de ancak peygamberlerin manevî tezgâhında dokunur, denilmiş oluyor. 

Evet, insanı cehennemden kurtaracak; ancak din ve iman elbisesidir ki, bunun dokunduğu tek tezgâh "hanef" kökünden gelen İslam ve Müslümanlık elbisesidir. Hazret-i Âdem (as) ile başlayıp Peygamber Efendimiz (sav.) ile son bulan peygamberlik müessesesinin umumî ve müşterek iki isminden birisi Hanif, diğeri ise Müslümanlıktır. Üstad Hazretlerinin burada "Hanîfen Müslimen tezgâhı" demesi, bu müşterek noktaya ve mânaya işaret içindir.

(1) bk. Sözler, Yirminci Söz İkinci Makam.