Bâkînin âyineleri Bâkînin rengini, hükmünü alması ve bir nevi bekàya mazhar olması, ne demektir?


Bir ayna yüzünü Güneşe çevirdiği sürece, içinde bir Güneş daimi olarak kendini gösterecektir. Ama bir taş parçasının içinde Güneş yoktur. Zira taş parçası ayna olma özelliği kazanmamıştır. Bir aynanın kendi kalınlığı bir santim olduğu halde, şeffafiyeti vasıtasıyla dünyamızdan bir milyon üç yüz bin defa büyük olan güneşi, mesafesiyle beraber içine alabiliyor.

İşte insanın kalbi de Cenab-ı Hakk’ın bütün isim ve sıfatlarına bir aynadır. "Ben yere ve semavata sığmadım, mümin kulumun biricik kalbine sığdım."  Hadis-i kudsisi de bu hakikati ifade etmektedir. Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarına ayna olmanın yolu iman-ı billah, marifetullah ve muhabbetullahtır. Zaten insanın yaratılış gayesi de budur.

İnsan hem kendinde hem de diğer mahlûkatta tecelli eden esmayı okuyacak bir istidada sahiptir. Zaten insanın kalbi, esma-i ilâhiyenin tecelligâhıdır. Bu tecelli âlem-i bekada ebediyen devam edecektir.

"Şu mesele münasebetiyle deriz: Ey insanlar! Fâni, kısa, faydasız ömrünüzü bâki, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır; Bâkî-i Hakikînin yoluna sarf ediniz. Çünkü Bâkîye müteveccih olan şey, bekànın cilvesine mazhar olur..."

"İnsan çendan fânidir; fakat bekà için halk edilmiş ve bâki bir Zâtın âyinesi olarak yaratılmış ve bâki meyveleri verecek işleri görmekle tavzif edilmiş ve bâki bir Zâtın bâki esmâsının cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir. Öyleyse, böyle bir insanın hakikî vazifesi ve saadeti, bütün cihazatı ve istidadatıyla o Bâkî-i Sermedînin daire-i marziyâtında esmâsına yapışıp, ebed yolunda o Bâkîye müteveccih olup gitmektir."(1)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Üçüncü Lem'a.