Sonra bir yaver-i ekremini tarif edici olarak göndermesinde bir şahıs nazara veriliyor. Diğer peygamberler ve mürşitler burada zahiren ifade edilmiyor. Bu meselenin hikmeti nedir?


Bütün peygamberler insanlara Allah’ı tanıtmışlar, kâinat kitabını okutmuşlar ve onlara ibadet vazifelerini öğretmişlerdir. Bu vazifeyi kemaliyle yapan, ahir zaman peygamberi Hz. Muhammed (asm.) olmuştur. Bütün peygamberler “kerimdir”, o ise “ekremdir.”

Öte yandan, bu ders bu asrın insanına verildiği için bizim muhatabımız öncelikle kendi peygamberimizdir. Bu ve benzeri derslerde geçen peygamberlik konularını düşünürken, bizim bilgi ve feyiz kaynağımızın Peygamber Efendimiz (asm.) olduğu daima hatırlanacaktır. Temsilin hakikate uygulanmasında da belirtildiği gibi, diğer peygamberler onun avanesi (yardımcıları), evliya ve asfiya ise şakirtleri hükmümdedirler.

Nur Külliyatında Kur’an'ın diğer İlâhî kelamlardan üstünlüğü anlatılırken, eski devirlerin insanlığın bedeviyet ve çocukluk devreleri olduğu hatırlatılır ve “İptidai derslerde izah az olur.” buyrulur.  Bütün peygamberlerin tebliğ ve irşat görevleri, bu sahanın en büyük mümessili olan Ahir Zaman Peygamber'inde (asm) en büyük temsilcisini bulmuştur.

  “ … Nur-u Muhammedî ve hakikat-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, divan-ı nübüvvetin hem fâtihası hem hâtimesidir. Bütün enbiya, onun asıl nurundan istifaza ve hakikat-ı diniyenin neşrinde onun muînleri ve vekilleri hükmünde…” (Barla Lahikası)

"... O saraya girenlere tarif etsin; ve girmenin âdâbını ve seyrin merasimini bildirip, o görünmeyen sultana karşı marziyâtı dairesinde teşrifat merasimini tarif etsin."

Şu dünya; Allah’ın isim ve sıfatlarının sergilendiği muhteşem ve muazzam bir saray gibidir. Nasıl bir saraya ya da resmi bir daireye girerken, protokol ve giriş adabı vardır ve bunlara uymak mecburidir. Aynı şekilde şu dünya sarayının da bir protokolü ve bir seyir adabı vardır, bunlara da uymak mecburidir.

Dünya sarayının protokolü ve seyir adabı; Allah’ın, peygamberler vasıtası ile göndermiş olduğu dinlerin kaide ve kurallarıdır. Yani şu dünya sarayının sahibi olan Allah, neyden razı neyden razı olmayacağını ve dünyada nasıl bir hayat sürülmesi gerektiğini, dinler ve peygamberler vasıtası ile insanlara bildiriyor ve bunlara uyulmasını mecburi kılıyor. Uyanlar daha güzel ve daimi olan cennet sarayına, uymayanlar ise çok azaplı ve daimi bir zindan olan cehenneme sevk ediliyorlar.

Özet olarak, şu dünya sarayının adabı ve seyir rehberi, İslam şeriatı ve Peygamber Efendimizin (asv) sünnet-i seniyyesidir.