"Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez." sözünü nasıl anlamalıyız?


"İnsan kusurunu bilse, anlasa o kusur, kusurluktan çıkar." düsturu konumuz hakkında ehemmiyetlidir. Tövbe ciddiyetle yapıldığı takdirde Cenab-ı Hak affetiğine göre, insanın affetmemesi hiç mümkün mü? 

"Kendisine şefkat edip acınmaz." hususu, kişinin kendisine gerekli şekilde tavsiyeler yapıldığı halde o, bunları dinlemeyerek kendi nefsinin peşinden gittiği takdirde söz konusu olur. Yoksa o kişi o davranışın kötülüğünü anlayıp, avdet ettiği takdirde; elbette o kişi affa layık olur.

Yüce Allah, insanı sevap ve günah işleyebilecek bir özellikte yaratmıştır. Yapılan kötülüklerden, işlenen günah ve kabahatten kurtulma, manevî kirlerden arınma yolu tövbedir. Tövbe ile insan, yapmış olduğu günah ve kusurlardan kurtulur ve o günahı hiç işlememiş gibi tertemiz olur. Her insanın tövbeye ihtiyacı olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Tövbe, günahın hemen peşinden olabileceği gibi, ölüm döşeğine düşüp, ölüm emarelerinin belirmesi öncesine kadar devam eden bir zaman içinde yapılabilir. İnsanın eceli belli olmadığı için, bir an önce tövbe etmelidir.

Tövbe etmek için, insanın bir aracıya ihtiyacı olmadığı gibi, belirli zaman ve mekân da tövbe eylemini gerçekleştirmek gibi, bir zorunluluk da yoktur.

Gerçek tövbe için; kişi geçmişe pişmanlık duymalı, gelecekte aynı hatayı işlememe kararı ile birlikte, yaşadığı ortamda günahı terk etmelidir. Kul haklarının sahibine iade edilmesi tövbenin en önemli rüknüdür.

Yapılan tövbe sonucu, günahlardan temizlenip temizlenilmediği kuşkusu yersiz olup, Allah her türlü günah işleyeni temizlemek için tövbe kapısını açık bulundurmaktadır. İnsanların dikkatli olması gereken husus; tövbenin sahih olarak ortaya konulup konulmadığıdır.