"Cenâb-ı Hakk’ın kendi sanatının harikalarını ve antikalarını sergilemesine karşı, Maşallah diyerek takdir etmek, ne güzel yapılmış deyip istihsan ederek, Barekallah diyerek müşahade etmek, sonra amenna deyip şehadet etmek,." İzah?


Bu âlem sarayını ve onda teşhir edilen İlâhî sanat eserlerini temaşa etme konusunda burada şöyle bir sıralama nazara veriliyor:

“Takdir (beğenmek, kıymetini bilmek)”,

“İstihsan (güzel bulmak)”,

“Müşahede”, 

“İnanıp şahadet getirmek”,

“Başkalarını da şahit tutmak, (onlara da göstermek ve anlatmak)” , 

“İnkıyat ve mukabele”.

İlâhî eserleri takdir etmekle başlayan tefekkür ve terakki yolculuğu, O’nun emirlerine inkıyad ve mukabele ile yani ibadet ve taat ile son buluyor. Burada kişiyi ibadete götüren merhaleler sıralanmış oluyor. Böylece, kâinatı bu mânâda seyretmeyenlerin ruhlarında ibadet arzu ve iştiyakının uyanmayacağı da ders verilmiş oluyor.

“Takdir (beğenmek, kıymetini bilmek)”, “istihsan (güzel bulmak)” ve “müşahede etmek (görmek, seyretmek)” bütün insanlarda bulunan ortak meziyetlerdir. Ancak, bu mahlûkatı Allah’ın eserleri olarak seyretmek gerekir. Aksi halde sadece eserlere hayran olmakla kalınır, bu ise ruha bir kemal vermez. Onun için, Üstad Hazretleri; “maşaallah diyerek takdir etmeyi”, “ne güzel yapılmış deyip istihsan etmeyi” ve “barekallah diyerek müşaade etmeyi” ehemmiyetle nazara veriyor.

Ancak böylece “amenna deyip şehadet etme” makamına çıkılır.

Bu kemale eren ve bu zevki tadan kimse, başkalarını da bundan faydalandırmak üzere onları da ‘hayye ale’l -felah’ diyerek aynı yola çağırır.