"Yoksa, kolay ve ucuz, fıtrî bir libas giydirebilirdi. Çünkü bu hikmet olmazsa, muhtelif paçavraları vücuduna sarıp giyen insan, şuurlu hayvânâtın nazarında ve onlara nisbeten bir maskara olur, mânen onları güldürür." İzah eder misiniz?


"... Yoksa, kolay ve ucuz, fıtrî bir libas giydirebilirdi. Çünkü bu hikmet olmazsa, muhtelif paçavraları vücuduna sarıp giyen insan, şuurlu hayvânâtın nazarında ve onlara nisbeten bir maskara olur, mânen onları güldürür. Meydan-ı haşirde o hikmet ve münasebet yok; o liste de olmaması lâzım gelir."(1)

Şuurlu hayvanattan maksat ahiret yurdunda her şeyin şuurlu ve idrakli olacağına işarettir. Ahiret hayatında sadece hayvanlar değil, taşlar, topraklar, ağaçlar bile şuurlu ve idrakli olacaklardır.

Üstad Hazretleri bu hakikati şu şekilde beyan ediyor:

"Evet,   وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۤ اِلاَّ لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَاِنَّ الدَّارَ اْلاٰخِرَةَ لَهِىَ الْحَيَوَانُ   ["Bu dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Asıl hayata mazhar olan ise âhiret yurdudur." (Ankebût, 29/64.)] sırrınca, şu dâr-ı dünyada, câmid ve şuursuz ve hayatsız maddeler, orada şuurlu hayattardırlar. Buradaki insanlar gibi orada da ağaçlar, buradaki hayvanlar gibi oradaki taşlar, emri anlar ve yapar. Sen bir ağaca desen, 'Filân meyveyi bana getir.', getirir. Filân taşa desen, 'Gel!..' gelir. Mâdem taş, ağaç bu derece ulvî bir sûret alırlar; elbette, ekl ve şürb ve nikâh dahi, hakikat-ı cismâniyelerini muhafaza etmekle beraber, cennetin dünya fevkındeki derecesi nisbetinde, dünyevî derecelerinden o derece yüksek bir sûret almaları iktizâ eder."(2)

Manen güldürmek demek, dünyada giydiğimiz elbiselerin ahiret hayatına münasip olmamasına kinayedir. Yani oranın şartları ile buranın şartları arasında çok büyük farklar vardır. Burada bedenimize münasip ve güzel olan elbise, oradaki bedenimize göre çok çirkin düşer. Nasıl ki, bir askerin kışlada giydiği elbise çok yerinde ve tesirli iken, asker olmayan birinin asker elbisesi giyinmesi de uygun değildir. Onu herkes ayıplar, gülüp istihza eder.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Sekizinci Kısım.

(2) bk. Sözler, Yirmi Sekizinci Söz.