"Mânidar bir kitap, onu ders verecek bir muallim ister. Ve gayet güzel bir cemal, kendini görecek ve gösterecek bir âyine iktiza eder. Ve gayet kemalde bir sanat, teşhirci bir dellâl ister, elbette bir rehber-i ekmel, bir muallim-i ekber bulunacak." İzah?


Nasıl bir fizik kitabını anlamak için fizik hocası gerekli ise, aynı şekilde Allah’ın isim ve sıfatlarının talim edildiği şu kainat kitabının da anlaşılması ve iyi okunabilmesi için bir hoca bir tarif edici gereklidir.

Sonsuz bir güzellik kendini görmek ve göstermek ister, öyle ise kendini görüp göstereceği bir ayna bir tecelli yeri lazımdır ki, bu ayna ve tecelli yeri Hazreti Peygamber Efendimiz (asm)'dir. Evet Allah’ın sonsuz güzelliğini en mükemmel ve en büyük bir şekilde görüp gösteren ve bunu insanlara talim ettiren Allah resulleridir; resuller içinde ise en azam ve kapsamlı olanı Hazreti Peygamber Efendimiz (asm)'dir.

Allah sonsuz mükemmellikte olan sanatını sergileyip ilan etmek istiyor. Sanatını kainat tezgahında dokumuş, ilan vazifesini ise Hazreti Peygamber Efendimiz (asm)'e yaptırıyor. Yani Peygamber Efendimiz (asm), Allah’ın sonsuz kemalde olan sanatını iman ve hidayet ışığı ile insanlara ilan ve izhar ediyor. Onun iman ve hidayetine yüz çevirenler inkar ve şirk batığında bu sergiden nasipsiz kalıyor.

Allah, kainat kitabının her bir harfine kitap değerinde manalar ve hikmetler yüklemiş. Bu manaları okuyup anlamak ve insanlara anlatmak vazifesi ise Hazreti Peygamber Efendimiz (asm)'e tevdi edilmiş.

Allah kainatı dizayn ederken, kainatı okutup anlatacak bir peygambere muhtaç bir şekilde dizayn etmiştir. Bu sebeple peygamberlik kurumu kainatın fıtri bir gereksinimidir, kimse bu kuruma gereksiz diyemez. Zira peygamberler, nurunu Allah’tan alıp insanlara yansıtıyor. Akıl feneri kainatın yazılarını okuyup anlamakta yeterli değildir. Bu sebeple vahyin ve peygamberlerin (aheyhimüsselam) nuruna muhtaçtır. Burada asıl vurgulanmak istenen nokta bu noktadır.

Soruda geçen kısım için tıklayınız:

Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Üçüncü Nükte.