"Allah'ın ilk yarattığı şey nurumdur." rivayeti Risalelerde hadis olarak ele alınmaktadır. Ancak bunun hadis olmadığı iddia edilmektedir. Bu konudaki görüşlerinizi rica ederiz?


Bir rivayette Hz. Cabir anlatıyor:

- Ey Allah'ın Resulü! Anam babam sana feda olsun, Allah'ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz, diye sordum. Şöyle buyurdu:

 "Ey Cabir! Her şeyden önce Allah'ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur. O nur, Allah'ın kudretiyle onun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey yoktu. Ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne ateş / cehennem vardı. Ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne de insan vardı."

"Allah mahlukları yaratmak istediği vakit, bu nuru dört parçaya ayırdı. Birinci parçasından kalemi, ikinci parçasından Levhi (Levh-i Mahfuz), üçüncü parçasından Arş'ı yarattı."

"Dördüncü parçayı ayrıca dört parçaya böldü: Birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını), ikinci parçadan Kürsi'yi, üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı."

"Dördüncü kısmı tekrar dört parçaya böldü: Birinci parçadan gökleri, ikinci parçadan yerleri, üçüncü parçadan cennet ve cehennemi yarattı."

"Sonra dördüncü parçayı yine dörde böldü: Birinci parçadan müminlerin basiret nurunu / iman şuurunu, ikinci parçadan -mârifetullahtan ibaret olan- kalplerinin nurunu, üçüncü parçadan tevhitten ibaret olan ünsiyet nurunu (La ilahe illallah Muhammedur-Resulüllah nurunu) yarattı." (bk. Aclunî, I/265-266).

Halk arasında hadis olarak bilinen rivayetlerin, hadis olup olmadığını tahlil etmek üzere eserini kaleme alan Aclunî, bu hadis rivayetini hiç eleştirmemesi -göz önünde bulundurulması gereken- önemli bir noktadır.

"Arşı su üzerindeydi,.." (Hud, 11/7) ayeti ile "Allah vardı ve onunla birlikte başka hiçbir şey yoktu. Arşı da su üzerindeydi." (Buharî, Bedul-ahlak, 1) hadisinden anlaşıldığına göre, önce su yaratılmış, sonra da arş yaratılmıştır. Ahmed b. Hanbel (4/11-12) ve Tirmîzî'nin (Tefsiru Sureti 11/1, 9) rivayet ettiği hadiste bu husus açıkça belirtilmiştir.

"Allah'ın ilk yaratığı şey kalemdir." (Tirmizî, Tefsiru Sureti 68; Ebû Dâvud, Sünnet, 17/4700. İbn Hacer, 6/289)

hadisi ise ilk yaratılan varlığın kalem olduğunu göstermektedir.

Bu bilgilere dayanarak alimler, ilk yaratılan varlığın kalem, Arş veya su olduğuna dair farklı görüşler beyan etmişlerdir. Alimlerin büyük çoğunluğuna göre, ilk yaratılan varlık su, sonra arş, sonra da kalemdir.(bk. İbn Hacer, 6/289).

 "Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce, mahlûkatın kaderini yazdı. Arşı da su üzerindeydi."(Müslim, Kader, 2/16)

hadis-i şerifinde de bu sıralamayı görmek mümkündür.

Bu bilgilerden şu noktaya dikkat çekmek istiyoruz; ilk yaratılış kavramı nispidir / görecelidir. Alimlerin büyük çoğunluğu, bu göreceliliği nazara alarak konuyu değerlendirmiş ve arştan sonra ilk yaratılan nesnenin kalem olduğunu söylemişledir.(İbn Hacer, a.g.e).

Bir kısım alimler, ilk yaratılan varlığın Hz. Muhammed (a.s.m)'in nuru olduğu hususunu, aynı göreceliliği esas alarak değerlendirmiş ve önce Hz. Muhammed (a.s.m)'in nuru, sonra su, sonra arş, sonra da kalemin yaratıldığını söylemişlerdir.(bk. Keşfü'l-Hafa, 1/265-266)

   ﻭَ ﻛَﺎﻥَ ﻋَﺮْﺷُﻪُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀِ 

âyeti, şu madde-i esîriyeye işarettir ki, Cenab-ı Hakk'ın Arş'ı, su hükmünde olan şu esîr maddesi üzerinde imiş. Esîr maddesi yaratıldıktan sonra, Sâni'in ilk icadlarının tecellisine merkez olmuştur. Yani esîri halkettikten sonra, cevahir-i ferd'e kalbetmiştir. Sonra bir kısmını kesif kılmıştır ve bu kesif kısımdan, meskûn olmak üzere yedi küre yaratmıştır. (1)

 Bu ifadeden ayetten geçen su ifadesinden esir anlaşılmakta ve daha sonra cevahir-i ferde inkılab ettiği ifade ediliyor.

Nur-u Muhammediye'den (A.S.M.) yaratılan madde-i aciniyeden, seyyarat ile şemsin o nurun macun ve hamurundan infisal ettirilmesine işarettir. (2)

Bu cümleden ise, madde-i aciniyenin aslı esir ve cevahir-i ferd denilebilir.

 "Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce, mahlûkatın kaderini yazdı. Arşı da su üzerindeydi."(Müslim, Kader, 2/16)

"Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitab nazarıyla bakılırsa, Nur-u Muhammedî (A.S.M.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir."(3)

Hadis-i şerif ve Mesnevi'deki ibare beraber düşünüldüğünde, Allahu a’lem kalemden maksad kader kalemi olabilir. Nur-u Muhammedî (a.s.m.) ise mürekkebi hükmünde olur. Öyleyse mukadderat olarak ilk yaratılan kader kalemi, makdurat olarak ise Peygamberimiz (a.s.m.)'in nuru olur.

Öyle ise silsileyi şu şekilde yapabiliriz:

Kalem > Nur > Esir > Cevahir-i ferd > Kainat (=Semavat ve arz.)

Dipnotlar:

(1) bk., İşaratü'l İ'caz, Bakara Suresi, 29. Ayet Tefsiri.
(2) bk. Mesnevi-i Nuriye, Habbe.
(3) bk. age.