Cenab-ı Hakk'ın, Peygamber Efendimize olan sevgisi veya aşkı nedendir ki kâinatı O'nun için O'nun nurundan yaratıyor?


"Demek, Cenâb-ı Hakkın rahmeti gibi, muhabbeti dahi kâinatı ihata etmiş. İşte, o hadsiz mahbuplar içindeki mezkûr beş veçhinin herbir veçhinde en yüksek makam, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâma mahsustur ki, 'Habîbullah' lâkabı ona verilmiş."

"İşte bu en yüksek makam-ı mahbubiyeti, Süleyman Efendi, 'Ben sana âşık olmuşum.' tabiriyle beyan etmiştir. Şu tabir bir mirsad-ı tefekkürdür, gayet uzaktan uzağa bu hakikate bir işarettir. Bununla beraber, madem bu tabir şe'n-i rububiyete münasip olmayan mânâyı hatıra getiriyor; en iyisi, şu tabir yerine 'Ben senden razı olmuşum.' denilmeli."(1)

Üstad Hazretleri evvela "âşık olmuşum" tabiri yerine "razı olmuşum" tabirinin kullanılmasının daha münasip ve daha güzel olacağına işaret ediyor. Aşk insana ve mahlûkata ait vasıfları hatıra getirdiği için, selametli olan "razı olmuş" tabiri daha uygun bir tercihtir.

Peygamber Efendimiz (asm)'in Allah nezdindeki imtiyaz ve hususiyetinin en ehemmiyetli sebebi, bütün isim ve sıfatlar en mükemmel ve en âzam bir ayna olmasındandır. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) “Bütün esmâya kemâl derecesinde ve itidal üzere mazhar”dır. İtidal kelimesi “biri diğerinden daha ileri değil, hepsi son derece kemâlde” demektir. Resulullah Efendimiz bütün güzel hasletlerin zirvesinde olduğu gibi, bütün isim ve sıfatların tecellilerine ayna olma noktasında bütün mahlûkattan ileridir. Bunun için de Habibiyet makamı onun oluyor. Tabiri caiz ise, Mimar Sinan’ın eserleri içinde sanat ve tecelli bakımından nasıl farklılıklar varsa, Allah’ın eserleri ve mazharları içinde eser-i azim ve mazhar-ı âzam vardır ki, o da Habib-i Kibriya Efendimiz (asm)'dir.

Cenab-ı Hakkın bütün isim ve sıfatları en âzam şekilde izhar ve ilan eden insan-ı kâmil Peygamber Efendimiz (asm)'dir. O’nun (asm) imanı, ahlakı ve hayat tarzı her noktadan bu isim ve sıfatları talim edip gösteren bir mekteb ve güzel bir takvimdir. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (asm)'in Allah katında büyük bir makamı ve mevkii vardır.

Fahr-i Âlem Efendimiz (SAV.) nübüvvet silsilesinin hem çekirdeği hem de en son ve en mükemmel meyvesidir. Allah Resulü (SAV.) bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir; bütün cinlerin ve insanların peygamberidir.

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm.); peygamberlerin reisi, evliyaların seyyidi, rıza beldesinin kapıcısı ve saadet-i ebediyenin anahtarıdır. 

Habib-i Edib Efendimiz (asm.); şefkat timsali, varlığın en ekmeli, mahlûkun en ecmeli ve sırlar semasının güneşidir.

Resul-i Kibriya Efendimiz (asm.); mihrabı Mekke, minberi Medine ve yeryüzü mescidi olan tek peygamberdir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, İkinci Zeyl.