Risale-i Nur ile Fizilal'il-Kur'an Tefsiri arasında nasıl bir fark vardır? Asrın reçetesi neden Risale-i Nur'dur? Risale-i Nur'a göre dili daha anlaşılır diyen kardeşlerimize ne tavsiye edersiniz?


Bu meseleye birkaç madde şeklinde bakabiliriz.

Birincisi, malum olduğu üzere Kur’an tefsirleri lafzi ve manevi olmak üzere iki sınıftır. Lafzi tefsirler; ekseri olarak Kur’an’ın zahiri cümle ve lafız kalıplarını gramer kaidelerine göre inceleyen tefsirlerdir. Manevi tefsirler ise; Kur’an’ın remzi ve deruni manalarını asrının ihtiyaç ve gereklerine uygun bir şekilde izah ve ispat etmesi şeklindedir. Risale-i Nurlar lafzi değil manevi bir tefsirdir. Fizilal’il Kur’an ise lafzi ve klasik bir tefsirdir. Manevi tefsirler, doğrudan zamanın gerekleri ve ihtiyaçlarına bakarken bu gibi tefsirler Kur’an’ı intizam üzerine takip eder.

İkinci olarak, Risale-i Nurlar iman ve ahlak üzerine yoğunlaşmış bir tefsir iken, Fizilal’il Kur’an ise sosyal ve siyasi ağırlıklı bir tefsirdir. Bu asrın öncelikli ve en önemli gündemi iman ve ahlaktır. Zira bu asırda fen ve felsefeden gelen dinsizlik akımları insanların inanç ve iman dünyasını yerle bir etmiştir. Hal böyle  iken İslam’ın sosyal ve siyasal yüzü ile kimse alakadar olmaz. Risale-i Nurlara teveccüh yoğunluğunun sebebi, iman ve ahlak üzerine yoğunlaşmasındandır.

Üçüncü olarak, Risale-i Nurların bu asrın ilacı ve reçetesi olması, sair tefsirleri ilaç ve reçete olmaktan çıkarmaz. Yani her tefsirin değer ve kıymeti kendi alanında tebarüz eder. Bir cihetle branşlaşma gibidir. Her alim Kur’an’nın bir yönü ile meşgul olur ve onu nazarlara takdim eder. Öyle ise kulvarları farklı olan tefsirleri mukayese etmek yanlış olur.

Risale-i Nurlar iman ve ahlak üzerine gittiği için her alanda ekmek su gibi ihtiyaçtır. Diğer tefsirler bir cihetle meyve gibidir, insan meyvesiz yaşayabilir, ama ekmeksiz ve susuz yaşayamaz. Bir Müslüman İslamın sosyal ve siyasal yüzüne ihtiyaç hissetmeyebilir, ama iman ve ahlak yüzüne daima muhtaçtır. Öyle ise Risale-i Nurlar bu zaman da ekmek ve su gibidir, her cemaate ve tarikata lazımdır. Diğer tefsirleri okumak Risale-i Nurlardan istifade etmeye mani değildir.

Dördüncü olarak, Risale-i Nurların bir vazifesi de Kur’an tabirleri ve terimleri özellikle de Allah’ın isim ve sıfatlarını bu milletin zihnine nakşetmektir. Zaten bizim anlayamıyoruz dediğimiz kelimelerin ekserisi Allah’ın isim ve sıfatları ya da Kur’an’i terimlerdir. Bu gibi tabir ve terimlerin bugünki dar ve kısır konuşma diline çevrilmesi adeta imkansızdır. Elması çamurun içine atmak gibi bir şeydir. Öyle ise biz Risale-i Nurları kendimize uydurmak yerine, gayret edip biz ona uymalıyız.

Zaten Risale-i Nurları anlayan tecrübeli ağabeyler bu izah işini ders esnasında yeterince yapıyorlar. Bunun dışında Risale-i Nurları sadeleştirmek, hem hakikatlere hem de Üstad Hazretlerine büyük bir haksızlık olur. Bu sadeleştirme ile ilgili daha önce verilmiş cevaplarda nazara alınarak okunursa, mesele anlaşılır kanaatindeyiz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Risale-i Nur Külliyatı Neden Sadeleştirilmiyor?..