"Sair Hulefâ-i Râşidîn ise öyle tenkit ve tenkise çok maruz kalmadıkları için, onlar hakkındaki ehâdisin intişarına ihtiyaç görülmedi." cümlesini izah eder misiniz?


Emeviler, siyasi olarak; Hariciler ise itikat noktasından Hazreti Ali Efendimize (ra) hasım oldukları için, onun şahsına haksız olarak çok hücum etmişler; onu sürekli yerip nazardan düşürmeye çalışmışlardır.

Hak ve istikametli olan Ehl-i sünnet de bu haksız hücumlara ve menfi propagandaya karşı Peygamber Efendimiz (asm)'in Hazreti Ali (ra)  hakkında buyurduğu övücü hadisleri neşrederek onlara karşı koymuşlardır. Ehl-i sünnet, Hazreti Ali (ra)'in hem Allah katında,  hem Peygamber Efendimizin (asm) yanında, hem de ümmet nezdinde, ne kadar mümtaz ve üstün bir sahabe olduğuna vurgu yapmışlar ki o menfi propagandanın tesiri kırılsın; insanlar Hazreti Ali (ra) Efendimiz hakkında kötü bir zanna kapılmasınlar.

Diğer üç halife hakkında böyle bir saldırı ve menfi bir propaganda olmadığı için, Ehl-i sünnet mezhebi onları müdafaa etme lüzumu görmemişlerdir.

Mesela Hazreti Ömer (ra)’ı metheden yüz hadis-i şerif varsa, bunlardan ancak yirmi otuzu neşredilmiştir. Zira onun fazileti zaten herkesin malumudur, şahsına da bir hücum olmadığı için, bu kadar hadisle iktifa edilmiştir.  Hazreti Ali (ra) hakkındaki hadis-i şeriflerin ise ekseri neşredilmiştir. Zira onun şahsına müthiş düşmanlık besleyen ve onu nazardan düşürmeye çalışan menfi cereyanlar vardır. Bu menfi cereyanların tesirini kırmak ya da onların açtığı tahribatı tamir etmek için hadisler çokça neşredilmiş ve tahşidat yapılmıştır.