"Eğer barışsalar ve öldüren tevbe etse ve maktüle her vakit duâ etse, o halde, her iki taraf çok kazanırlar ve kardeş gibi olurlar..." Bu paragrafı; ‘kaza ve kader-i ilahiye teslim olarak affetmek’ tavsiyesine göre açabilir misiniz?


"Eğer barışsalar ve öldüren tevbe etse ve maktüle her vakit duâ etse, o halde, her iki taraf çok kazanırlar ve kardeş gibi olurlar. Bir gitmiş kardeşe bedel, birkaç dindar kardeşleri kazanır; kazâ ve kader-i İlâhîye teslim olup düşmanını affeder. Ve bilhassa, mâdem Risâle-i Nur dersini dinlemişler, elbette mâbeynlerinde bulunan bütün küsmekleri bırakmaya, hem maslahat ve istirahat-ı şahsiye ve umumiye, hem Nur dairesindeki uhuvvet iktizâ ediyor." (Sözler, On Üçüncü Söz)

Risale-i Nur’larda “Kaderin her şeyi güzeldir.” buyurulur. Bütün âlemlerde hükmeden bu hakikati çok dar bir dairede, meselâ insanın simasında tefekkür edelim. Yüzümüzdeki organların şekilleri, yerleri, büyüklükleri, vazifeleri, sayıları gibi bütün özellikleri İlâhî takdir iledir. Yani, bu plan ve program tamamen İlâhîdir, insan iradesinin burada hiçbir hissesi olmamıştır, olamaz da.

Bu takdirin her ciheti güzeldir. Gözümüzün iki, burnumuzun bir tane olması güzeldir. Kulaklarımızın yan tarafta, ağzımızın ön kısımda yer alması güzeldir. Alt çenemizin hareketli, üst çenemizin sabit olması güzeldir. Yüzümüzdeki her organın şekli kendi vazifesine göre en güzel şekilde takdir edilmiştir.

Simamızdan verdiğimiz bu misali bedenimizdeki bütün iç organlara da tatbik edebiliriz, daha sonra bedenimizi kuşatan haricî âleme geçer, İlâhî takdirin bütün mahlûkatta en mükemmel ve  en güzel şekilde icra edildiğini görürüz.

Üstadımız güzelliği ikiye ayırır: “Hüsn-i bizzat, hüsn-ü bilgayr.” 

Birincisi zâtında güzel, ikincisi ise neticeleri itibariyle güzel demektir. Sıhhat zâtında güzel, hastalık ise neticeleri itibariyle güzeldir. Bu gibi hâdiseleri de bir nevi hastalık olarak görmek, onda hakkımızda hayırlı olacak güzel neticeler beklemek bizi “kaza ve kader-i ilahiye teslim olarak affetme” noktasına getirebilir. Aksi takdirde, ihtilaflar artar, düşmanlıklar alevlenir, cinayetler bir iken on olur, yüz olur...