"Evliyanın kerametleri ise, ekserisi ihtiyari değil... Sahabeler ise, sohbet-inübüvvetin in'ikasıyla ve incizabıyla ve iksiriyle tarikattaki seyr ü sülük daire-i azimesinin tayyına mecbur değildirler." İzah eder misiniz?


Velayet-i Kübra mesleği daha çok tasavvuf mesleğinin velayet yolları ile mukayese edilen bir meslektir. Üstad Hazretleri bu iki temel mesleği akrebiyet ve kurbiyet olarak vasıflandırıyor. Akrebiyet sahabe mesleğini, kurbiyet ise tasavvuf mesleğini temsil ediyor.

Velayet-i Kübra: Akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafına bakan ve veraset-i nübüvvetten gelen gayet kısa, fakat yüksek olan ve tarikat berzahına uğramadan zâhirden hakikata geçen velilik mesleğidir. (Sahabeler gibi)

Cadde-i kübrâ, elbette velayet-i kübra sahipleri olan sahabe ve asfiya ve tâbiîn ve Eimme-i Ehl-i Beyt ve eimme-i müçtehidînin caddesidir ki, doğrudan doğruya Kur'an’ın birinci tabaka şâkirdleridir. Allah’ın kula yakınlığından inkişaf eden küllîve feyizli bir meslektir. Risale-i Nur mesleği de bu sınıftandır ve tamamen vehbî bir meslektir.

Üstad Hazretleri bu iki meslek arasındaki azim farkı harika bir temsille şöyle izah eder:

"Meselâ, nasıl ki dünkü güne bugün yetişmek için iki yol var: Birincisi, zamanın cereyanına tâbi olmayarak, bir kuvvet-i kudsiye ile, fevkazzaman çıkıp, dünü bugün gibi hazır görmektir. İkincisi, bir sene kat-ı mesafe edip, dönüp dolaşıp düne gelmektir. Fakat yine dünü elde tutamıyor; onu bırakıp gidiyor."(1)

Seyrusülûk ise tasavvuf büyüklerinin tespit etmiş olduğu birtakım usuller ve yollarla uzun ve meşakkatli bir zaman ve müddetten sonra, kalbin Allah’a teveccüh etmesi ve marifet kazanması safahatıdır. Bu meslek yukarıdaki temsilde zamanın uzunca dolaşıp düne ulaşması ile tasvir ediliyor.

Tarîkat ve tasavvuf berzahı ile hakikatlere ulaşmak hem uzun hem meşakkatli hem de risklidir. Ve buna kurbiyet mesleği deniliyor. Bu meslekte giden bir veli, yavaş yavaş nefsini ıslah edip beşeriyetin birtakım kayıtlarından tecerrüd ettiği için Allah, hem teşvik etmek hem de kuvvet vermek için bir takım harika kerametleri ihsan ve ikram ediyor. Aslında keramet bir cihetle zayıf olan bu mesleği takviye etmek içindir.

Akrebiyet mesleği ise, zamanın üstüne çıkıp düne geçmek şeklinde tasvir ediliyor ki, burada asıl nazara verilen husus vehbîliktir. Yani kul burada mutlak bir teslimiyet ve tevekkül mânası ile kesbini işin içine karıştırmadığı için, Allah mükâfat olarak hakikatleri zahmetsiz ve meşakkatsiz olarak bu kula ihsan ediyor. Hâlbuki kurbiyet mesleğinde kesb ve insanın benliği işe müdahildir, bu da yolu uzatıp meşakkatli hale getiriyor.

Akrebiyet, Allah’ın kullarına olan yakınlığıdır. Kulun bunu hissedip bu noktada marifet kazanması iken, kurbiyet kulun kendi gücü ve kesbi ile Allah’a yaklaşma gayretidir.

Güneş ısı ve ışığı ile bizim göz bebeğimize kadar girmiştir, biz bunu hissedip bu noktadan güneşe baksak, güneşi hakikî mânâda tanıyabiliriz. Lakin güneşi tanımak için güneşin üzerimizdeki tecellisine bakmayıp, sırf güneşin zatına kendi imkân ve kesbimizle yaklaşmaya çalışsak, güneş bizden milyonlarca yıl uzaklıktadır. Acaba hangi marifet yolu güneş hakkında daha kolaydır? Elbette güneşin üzerimizdeki tecellilerini okumak yolu daha selametli ve daha kolaydır.

İşte akrebiyet, yani sahabe mesleği Allah’ın isim ve sıfatlarının üzerimizdeki tecellilerini görüp marifet kazanma yoludur. Kurbiyet mesleği ise, riyazet ve nefsi ıslah etmek gibi uzun ve meşakkatli usuller ile Allah’a yaklaşmaktır. Akrebiyette acz ve fakr hükmeder, vehbî bir marifettir. Kurbiyette ise gayret ve riyazet hükmeder, kesbî bir marifet kazanma yoludur. Birisinde kerametler zayıflığına binaen teşvik için verilir, diğerinde ise keramet ve harika haller çok az görülür. Sahabelerin hayatında kerametin az görülmesinin sebebi budur.

(1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz'ün Zeyli.