Hased duygusu hararetli olanlara tavsiyeniz nedir, Üstad'ın bu konuda bir beyanı var mıdır?


Bu konuda Üstad Hazretlerinin cevabı şu şekildedir:

"Eğer adâvet hasetten gelse, o bütün bütün azaptır. Çünkü, haset evvelâ hâsidi ezer, mahveder, yandırır. Mahsud hakkında zararı ya azdır veya yoktur."

"Hasedin çaresi: Hâsid adam, haset ettiği şeylerin âkıbetini düşünsün. Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevî hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet, fânidir, muvakkattir. Faydası az, zahmeti çoktur. Eğer uhrevî meziyetler ise, zaten onlarda haset olamaz. Eğer onlarda dahi haset yapsa, ya kendisi riyakârdır; âhiret malını dünyada mahvetmek ister. Veyahut mahsûdu riyakâr zanneder, haksızlık eder, zulmeder."

"Hem ona gelen musibetlerden memnun ve nimetlerden mahzun olup, kader ve rahmet-i İlâhiyeye, onun hakkında ettiği iyiliklerden küsüyor. Âdetâ kaderi tenkit ve rahmete itiraz ediyor. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır."

"Eğer dersen: 'İhtiyar benim elimde değil; fıtratımda adâvet var. Hem damarıma dokundurmuşlar, vazgeçemiyorum.'"

"Elcevap: Sû-i hulk ve fena haslet eseri gösterilmezse ve gıybet gibi şeylerle ve muktezasıyla amel edilmezse, kusurunu da anlasa, zarar vermez. Madem ihtiyar senin elinde değil, vazgeçemiyorsun. Senin, mânevî bir nedamet, gizli bir tevbe ve zımnî bir istiğfar hükmünde olan kusurunu bilmen ve o haslette haksız olduğunu anlaman, onun şerrinden seni kurtarır. Zaten bu Mektubun bu Mebhasını yazdık, tâ bu mânevî istiğfarı temin etsin; haksızlığı hak bilmesin, haklı hasmını haksızlıkla teşhir etmesin."(1)

Üstad Hazretlerinin izah ettiği gibi, hased edilen şeylerin gelip geçici şeyler olduğunu, Allah katında derece ve kıymet kazanmanın mal ve mülk ile olmadığını ve hasede değmediğini düşünmek lazım.  Hased edilen ve imrenilen dünyevî birçok servet ve makam birçok kimseyi helakete sürüklemiş, ebedî saadetlerini kaybettirmiştir. Böyle tehlikeli şeylere hased etmek veya imrenmek kâr-ı akıl değildir. Tıpkı kendini zehirleyen bir adama gıpta ile bakmak gibi.

(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci Mektup.