"Yetmiş birde fecr-i sâdık başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak." cümlesini ve fecr-i sadık ile fecr-i kazib kavramlarını izah eder misiniz?


Yetmiş bir (71) denilen tarih, iki şekilde anlaşılmaktadır. Birisi Hicri tarih olan (1371) 1950' li yıllar kast edilir. İkncisi ise, bu Miladi tarihtir. (1971) Üstadımız bu tarihte bir fecir, yani bir manevi sabahın yaşanacağını ifade ediyor. Fakat fecir dediğimiz güneşin doğmasının iki devresi ve anlamı vardır. Şöyle ki:

Fecir, sabaha karşı şark ufkunda yayılmaya başlayan beyaz bir aydınlıktır. Bunun mukabili birinci fecirdir ki, bir aydınlıktan sonra tekrar aydınlık gider. Bu birinci aydınlığa fecr-i kâzib denir. Ondan sonra güneşin nurları tekrar kendisini göstermeye başlar. Sabah namazının vakti, fecr-i sâdıkta başlar.

İşte Üstadımız, İslam güneşinin inkişafını da bu fecir dediğimiz hadiseye benzetmektedir. Yani bu ülkede (1371) veya (1971) de manevi bir güneşin nurları görünecektir. Şayet bu yalancı fecir bile olsa, bu fecir hakiki fecrin müjdecisidir. 30 - 40 sene sonra (1981 - 1991) veya (2001 ve 2011) fecr-i sadık dediğimiz, İslam güneşinin tezahür etmesi ve nurlarını artık hakiki olarak göstereceği ve aydınlatacağı müjdelenmektedir.

1981 - Ülkenin içerisine sürüklenilmesine çalışılan sağ - sol mücadelesinden bir cihetle kurtulması.
1991 - Ülkenin sanayi ve ticaret alanında ciddi atılımlar yapması ve bazı tabulardan kurtulması.
2001 - Ülkenin içerisinde mevcut olan bazı fikirlerin tamamen tezahür edip, kimin ne fikirde olduğunun tezahürü.
2011 - Ülkenin maddi ve manevi refaha kavuşması.. (İnşâallah) 

Üstadın ifadesiyle, gaybı ancak Allah bilir.