Zühre, reşha ve katrenin Nur talebelerine tatbiki mümkün müdür?


Zühre, katre, reşha kavramlarının geçtiği bir kaç cümleyi aşağıya alarak açıklamaya çalışalım.
"Zühre nâmiyle nakışlı bir çiçek ve kamere âşık hayatlı bir Katre ve güneşe bakan safvetli bir Reşha'yı farz ediyoruz ki, her birisinin bir şuuru, bir kemâli var ve o kemâle bir iştiyâkı bulunuyor..."
 
"Biri, küllî ve umumi bir tecellî ve in'ikâsdır ki, bütün çiçeklere birden ifâzasıdır... İkincisi, güneşin kamere ve seyyârelere, Fâtır-ı Hakîmin izniyle verdiği nur ve feyizdir. Üçüncüsü, güneşin, emr-i İlâhî ile cevv-i havayı ve denizlerin yüzlerini birer ayna ederek, sâfî ve küllî ve gölgesiz bir in'ikâsı var."(1)
Burada zühre, nakışlı bir çiçek; katre, ışığını başkasından alan ay; reşha, renksiz, safi olan bir deniz olarak kabul ediyoruz.
 
Bu üç ayna da güneşe mazhar olmaya ve güneşi yansıtmaya çalışıyorlar.

Zühre;
kendine ait rengi olduğundan dolayı güneşi olduğu gibi yansıtamıyor.

Katre ise;
ay gibi verdiği ışık güneşten istifade ettiği kadardır. Güneşi olduğu gibi yansıtmıyor.

Reşha ise;
hava ve su gibi güneşi mahiyetine en yakın şekliyle yansıtır.

Risaleler;
ne garbın fünunundan nede şarkın ulumundan alınmamıştır. Doğrudan doğruya Kur'andan alınmıştır. Bu yüzden kafası felsefi malumatla karışmamış bir Nur talebesi, Risaleler aynasından sağlam bir marifetullah ilmine sahip olabilir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz İkinci Dal.