Mürted olan birisinin kalbinden iman gider, peki hiç sevgi kalır mı?


Allah'ı hiç duymamış veya başka dinlerden duymuş olanlar Allah'ı fıtraten severler. Çünkü, "insan ihsanın kölesidir" kaidesiyle insanlara yapılan sonsuz ihsan ve ikramlar neticesinde Allah'ı elbette seveceklerdir. Bu gibi insanların Allah'ı sevmesi ile Allah'ı doğru tanımaları farklıdır. Çünkü, onlar Allah'ın esma ve sıfatlarını hakkıyla bilmeselerde Allah'ı yine de severler.

Fakat İslam dinine bağlı olup da daha sonra dinden ayrılan mürtedler için, aynı şeyi demek mümkün değildir. Çünkü, bunlar Allah ve Rasul (asm)'ını tanıdıkları halde, onlardan yüz çevirmişlerdir. Dolayısıyla onlara karşı, bir nevi savaş açmışlardır. Bunların Allah ve Rasul (asm)'ını ne sevdiklerinden ne de tanıdıklarından bahsedilemez. Ayrıca bunlar fıtratlarını bozdukları için, fıtratın gereğini yapmazlar.

Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle diyor:

"Mürtedin vicdanı tamam bozulduğundan, hayat-ı içtimaiyeye zehir olur. Ondandır ki, ilm-i usulde 'Mürtedin hakk-ı hayatı yoktur. Kâfir eğer zimmî olsa veya musalâha etse hakk-ı hayatı var.' diye usul-i şeriatın bir düsturudur."

"Hem mezheb-i Hanefiyede, ehl-i zimmeden olan bir kâfirin şehadeti makbuldür; fakat fâsık merdûdü’ş-şehadettir. Çünkü haindir."(1)

Üstad Hazretleri yukarıda, onlarda hiç bir kemalata vesile olacak bir özelliğin olmadığını ifade etmektedir.

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a Yedinci Nota.