"İ’lem eyyühe’l-aziz! Âlem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur..." Devamıyla izah eder misiniz?


Bir miknatısı ısıttığımızı ve ona elektrik akımı verdiğimizi düşünelim. Onda “âlem-i hararet, âlem-i elektrik ve âlem-i cezb” birlikte bulunurlar, aralarında yer darlığı ve çatışma olmaz. Aynaya baktığımızda da aynanın maddesi, “âlem-i ziya ve âlem-i misâl” birlikte bulunurlar. Bu görünen âlemde birçok âlemin birlikte faaliyet gösterebilmesi delâlet ediyor ki, “pek geniş gaybî âlemlerin de bu küçük arzda içtimâları, mümkündür.”

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Âlem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur. Bu âlemler, hepsi de ihtilâlsiz, müsademesiz, küçük bir yerde içtima ederler."(1) 

Burada asıl anlatılmak istenen nokta, kesif ve maddi olan bu alemde, manevi ve latif fıtratta olan varlıkların bir engele ya da kayda takılmadan gezebilecekleridir. Şu içinde yaşadığımız maddi kainat ilahi ilim ve kudret tarafından öyle bir şekilde tasarlanmış ki, bütün mevcudat ve alemlerin küçültülmüş bir haritası, bir modeli gibidir. Bu maddi alem gaybi ve manevi alemler ile irtibatlıdır, hatta girifttir, iç içedir.

 Mesela, insandaki hayal kuvvesi, misal alemine; akıl kuvvesi, manalar alemine; ruh, alem-i ervaha; hafıza kader alemine açılan birer menfez, birer pencere hükmündedir. İnsan bu duygular penceresi ile bir nevi bütün mevcudatın bir sinir ucu gibidir, her alemden haberdar olabilir. Bu duygular ve pencereler küçücük insan bedeninde nasıl cem oldu ise, aynı şekilde büyük insan olan kainat içinde de binlerce farklı alemler cem olabilir; iç içe olmaları onları nakzetmez.

İçinde yaşadığımız kainat, tıpkı insan gibi bütün bu manevi ve gaybi alemlerle irtibatlıdır ve o alemlerin sakinlerine de ev sahipliği yapabilir bir mahiyettedir. Yani cin, melek ve şeytan gibi fıtraten latif olan mahlukat, maddi alemlerde serbest bir şekilde mani ve kayda takılmadan istedikleri gibi gezip dolaşabilirler. Üstad Hazretleri bunu akla yaklaştırmak için maddi alemden birtakım örnekler veriyor.

Mesela, elektriğin metal üstünde çok hızlı bir şekilde yayılması, röntgen ışığının maddenin içinden geçmesi, güneş ışınlarının camdan geçmesi gibi pek çok örnekler bu meseleyi akla yaklaştırıyor. Özetle, içinde yaşadığımız bu maddi alemin maddiliği ve kesifliği melek, cin ve şeytan gibi latif mahlukatın serbestçe dolaşmasına ve iş görmesine ya da değişik alemlerin bulunmasına mani değildir.   

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Zeylü'l-Habbe.