Bediüzzaman Hazretleri saçlarını ne kadar sıklıkla ve ne ile yıkıyordu? Kendisinin bazı talebelerini tıp ve şifalar konusunda yetiştirdiğini biliyoruz, bu konuda tavsiyeleri var mıdır?


Bu konuda yaptığımız araştırmalardan sağlıklı bir bilgi edinemedik. Fakat farklı konulardan kıyas yaparak tahmini bir sonuca ulaşmaya gayret ettik. Şöyle ki;

Merhum Abdulkadir Badıllı Ağabey'in kaleme aldığı üç ciltlik "Mufassal Tarihçe-i Hayat" eserinde, Üstad'ın devamlı sürdüğü kokuyu anlatan şöyle bir bölüm vardır: 

"Bu vaziyetin birçok nevilerinden numune için sadece Emirdağ hayatından iki şahidin iki rivayetini kaydediyoruz.

1. Hz. Üstâd’ın Emirdağ hayatında hemen hemen her vakit kendi evlerinde onun çamaşırlarını yıkayan ve çorbasını pişiren merhum Mehmed Çalışkan Ağabey haber veriyor ki: “Üstâd’ın çamaşırları bizim evde yıkanırdı. Çamaşırlarının kirli olduğu hiç belli etmezdi. Daima çamaşırları misk gibi kokardı.”

(Son şahitler-4, Sh. 58)

2. Yine Emirdağlı Mehmet Çalışkanın yeğeni M.Zeki Çalışkan diyorki: “Bir gün Üstâd’ın kirli çamaşırlarını sepetle Osman Çalışkan amcalarıma götürüyordum. Yolda burnuma gül kokusu gelmişti, sepeti yere dökerek içine baktım. Kirli diye götürdüğüm çamaşırlar misk gibi kokuyordu."

(Son şahitler-4, Sh.79)

"İşte, bu iki sadık şâhidin haberleri böyledir. Bunlar gibi daha birçok rivayet ve haberleri kaydedebilirdik: Ama bence bu iki nümûne maksad için, yani hadisenin sıdkı için kâfidir."

"Evet , Hz. Üstâd’ın şu fıtrî kokusuna âşina olan zatlar, onun eşyasından seneler sonrada aynı kokuyu koklayabildiklerini söylerler."(1)

Buradan yola çıkarak Üstad'ımızın Isparta'ya geldikten sonra gül kokusunu sürmesi, kullandığı sabunun da gül sabunu olma ihtimalini akla getirebilir. Çünkü odasına giren misafirler odanın gül kokusuyla dolu olduğunu ifade ederlerdi. 

(1) bk. Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat-II, s. 952.