"Sahâbelerin kurbiyet-i İlâhiye noktasındaki makamlarına velâyet ayağıyla yetişilmez..." Buradaki velayet sadece tarikat ve tasavvuf yolu mudur? Buradaki yakınlık manasını açar mısınız?


Allah’ın kula olan yakınlığı; Allah’ın isim ve sıfatları ile kainat sahnesinde kendini eserleri ile tanıtması ve  göstermesidir. Mesela, gül yüzlü bir çiçekteki nakış ve estetik Allah’ı bize Müzeyyen ismi ile tanıtıyor. Bu meslekte gözünü açıp kainata salmak yeterlidir.

Kulun Allah’a olan yakınlığı; insanın kendi icat ettiği bir takım usul ve metotlar ile Allah’a yakınlaşma çabasıdır.

Riyazet (az yeme, az içme, az uyuma), çile (Dervişlerin kapalı bir yere çekilerek ibadetle geçirdikleri kırk gün), uzlet (İnsanlardan ayrılarak bir tarafa çekilip yalnız kalmak), melamet (nefsi aşağılama) vesaire yollar ile nefsi ıslah edip iman hakikatlerine erişmeye çalışmaktır.

İnsan kolay olanı bırakıp kendi metot ve kendi çabası ile sonuç almaya kalkışırsa yol uzar, yol zorlaşır, yol karmaşık bir şekle dönüşür.

İlk üç asırda yani sahabe, tabiin ve tebe-i tabiin dönemlerinde akrabiyet mesleği hakimdi, yani tevhit halis, muhlis ve sade idi. Ama İslam coğrafyası genişleyip farklı kültürel kodlar işin içine girmeye başlayınca, akrabiyet mesleği nazlanıp gizlenmeye başladı ve hususi şahıslara münhasır kaldı.  

Özellikle Yunan felsefesinden etkilenen Mutezile gibi batıl mezhepler ve sosyal çevreler, akrabiyet mesleğinin kaybolmasında ve taklit döneminin başlamasında çok önemli bir yer tutar.

Tarikat ve tasavvuf bu süreçte meydana çıkmış tevhidin eski safiyetine ulaşmasını hedeflemiş, ama bunda muvaffak olamamıştır. Bu yüzden kurbiyet mesleği tarikat ve tasavvufa mahsus biday-ı hasene bir meslektir.

Almanya’da yaşayan bir akrabanla telekonferans sistemi ile cam gibi bir görüntü ile konuşmak varken, -ki bu akrabiyeti ifade eder- bilet alıp yol kat edip masraf edip Almanya’da görüşmek uzun, meşakkatli ve masraflı bir iştir;  bu da kurbiyeti ifade eder.