"Tertib-i Kur'an irşad-ı Nebevî ile münteşir ve matbu' Kur'anlar da ilham-ı İlahî ile olduğundan; Kur'an-ı Hakîm'in nakşında ve o hattında, bir nevi alâmet-i i'caz işareti var." cümlesini izah eder misiniz?


Kur’an’ın ayet ve sûre sıralamaları öyle alelade ve gelişi güzel bir şekilde değil, Peygamber Efendimiz (asm)'in irşad ve talimatı ile tertip edilmiştir. Bu yüzden Kur’an’ın muhtevasında olduğu gibi, sıralamasında ve şekil cihetinde de mu’cizevî işaretler bulunuyor.

Münteşir ve matbu' Kur'anlar da ilham-ı İlahî ile olduğundan, yani Üstadımızın yazdırmış olduğu tevafuklu Kur’an İlahî ilham ile olduğu için Kur’an içinde gizli olan birçok şey göze hitap eden mu’cizelerle ilan ve izhar edilmiş oluyor.

Tevafuk, iki şeyin birbirine uygun ve denk gelmesi demektir. Bilhassa tesadüfe verilme ihtimali olmayan ve arkasında İlâhî bir kast ve iradenin varlığı hissedilen denk gelmelere tevafuk denir.

Kur’an’daki tevafuk mu’cizesi ise, Kur’an’da bulunan toplam 2.806 adet “Allah” lafzının, bazı müstesnalar hariç birbiriyle tevafuk etmesidir. Kur’an’ın 604 sayfasının ekseriyetinde “Allah” lafzı mükerrer olarak geçmektedir.

Bu lafızlar, her sayfada ya alt alta ya karşılıklı sayfalarda üst üste ya da bir yaprağın iki sayfasında sırt sırta gelerek, ya da sayfalar arasında birbirine tevafuk etmektedir. Rab, Kur’an ve Resul kelimelerinde de aynı tevafuk olduğu gibi daha başka tevafuk çeşitleri de vardır.

Kur’an’ın yazısında olan bu mu’cizesini ilk olarak Üstad Bediüzzaman Hazretleri keşfetmiştir. Maddeci dinsiz felsefenin insanlara derinden tesir ettiği, akılları gözlerine inmiş ve görmediğine inanmayan veya inanmakta zorlanan insanların yaşadığı böyle dehşetli bir asırda, Kur’an’ın gözlere hitap eden tevafuk mu’cizesinin ortaya çıkması, gayet manidardır ve tamamen Allah’ın bir lütfudur.