Âlemde “bir nizam-ı kâmil-i ekmelin ve itkan-ı muhkemin ve insicam-ı ahkemin” varlığının meleklerle münasebeti nedir?


Bu âlemde mükemmel bir nizamın bulunduğu ifade edildikten sonra, “... Şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevil-hayat ile, zevil-ervah ile ve zevil-idrak ile dolmuştur.” buyurulmasıyla şöyle bir mesaj verilmiş oluyor:

Yer küremiz de şu âlemden bir parça olduğuna göre, onda bu kadar canlıların yaratılması, bu âlemin tümünde de “zevil-hayat, zevil-ervah ve zevil-idrak” mahlukların bulunduğunu gösterir. Şu var ki, bu semavî kasırların sakinleri de onlara münasip olacaktır.

“Elbette sadık bir hads ile ve kat’î bir yakîn ile hükmolunur ki; şu kusûr-u semaviye ve şu büruc-u sâmiyenin dahi kendilerine münasib zîhayat, zîşuur sekeneleri vardır.”(1)

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.