"Her şey zıtlarıyla bilinir." kaidesine binaen; hasta olunca Allah'ın Şafii isminin tecellisini anlıyoruz. Hastalıktan kriz geçirircesine, açlıktan kırılırcasına bu musibete düçar kalınmasını nasıl anlayabiliriz? Üst düzey sıkıntı çekilmese olmaz mıydı?


Allah insan fıtratını sonsuz terakki (yükselme) ve tedenni (alçalma) etme kabiliyetinde yaratmıştır. Bu yüzden imtihan şartları da buna uyumlu olacak şekilde sınırsız olmak gerekiyor. Yani yükselme ve alçalma kabiliyeti sınırsızken, test ve imtihan şartları sınırlı olamaz. Tabiri yerinde ise, saatte 300 Km hıza ulaşabilen bir aracı bir kilometrelik bir yolla test edemezsin.

Bu yüzden Allah kullarının sınırlarını görmek ve göstermek için zıtları çarpıştırmış ve bu zıtlara da bir sınır koymamıştır. Mesela, sıradan bir insan 5 derecelik bir hastalıkta dökülürken, yani mağlup olurken Hz. Eyüb (as) bin derecelik hastalıkta bile şükredebiliyor.

Üst düzey hastalıklar üst düzey kulları meydana çıkarıyor. Şayet sizin dediğiniz gibi musibet ve belaların derecesi kısıtlı olsa idi, o zaman üst düzey kulların kıvamı tartılamaz ve bilinemezdi. Elmas ve kömürün temyiz edilmesi için sınırları sınırlı olmayan ateş lazım.

Ama Allah, bu genel kuralların yanında zayıf kullarını hususi rahmeti ile de desteklemeyi ihmal etmiyor. Yani genel geçer ilahi kanunların baskı ve tazyiki altında ezilen kulların imdadına hususi rahmeti ile yetişiyor.

İlahi adaletin ve rahmetin tecellisi öyle ince öyle keskin ki, bazen insan aklı bu incelikleri görmekte aciz kalabiliyor.