"Bilmüşahede sair nevilerde tekerrür eden bir çeşit kıyametler ve haşirler; şu kıyamet-i kübra-yı umumiyede, her şahs-ı insani aynıyla iade edilerek haşredilmesine remz eder, haber verir. " Her bir insanın aynıyla iade edilmesinin izahı nasıldır?


Bu baharda yaratılan bir meyve, önceki baharda yaratılanın aynı değil, mislidir. Diriliş hadisesiyle mahşer meydanında toplanacak olan insanlar ise, dünyadaki insanların misli değil aynıdırlar. Yani, mahşer meydanına çıkacak olan, insanın bizzat kendisidir; görüntüsü, sureti yahut dünyadaki varlığının bir misli, bir benzeri değil. 

Zaten "insan" denilince öncelikle onun ruhu hatırımıza gelir, mahşere çıkacak olan insan o ruhun kendisidir. Üstadımızın beyan ettiği gibi beden o ruhun hanesidir. Ölüm hadisesiyle ruh bedenden ayrılmış ve beden aslına dönerek yeniden elementlere inkılab etmiştir. Ahirette ruhlar yeniden bedenlere, yani bu yeni âleme uygun olarak yaratılmış olan yeni bedenlere kavuşacaklardır. İşte bu ikinci beraberliğe "neş’e-i uhra" deniliyor.

Cenâb-ı Hak dilerse ruhlara her şeyiyle yeni bir beden giydirir, dilerse dünyada güzel amel işledikleri zerrelerini yeniden yaratır, dilerse bedenin acbü’z-zeneb denilen ve çürümeyen parçasını, bir anda insan bedeni yapar. Her üç halde de ruh yine aynı ruhturYani, mahşerde toplanacak insanlar dünyadakilerin sureti ve misli değil, aynıdır. Misliyet olsa olsa bedenler için düşünülebilir. Zaten, insan denilince de öncelikle onun ruhu akla gelir, bedeni değil.

 "İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nevi hükmündedir. Elbette, kati bir hads ile hükmedilir ki, haşir ve neşr-i ekberde, beşerin her bir ferdi aynıyla, cismiyle, ismiyle, resmiyle iade edilecektir."(1)   

1) Lem’alar, On Yedinci Lem'a, Dördüncü Nota.