SİGARA, İÇKİ VE UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI


Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak insanı en güzel bir şekilde yaratmış, yaratılmışların en şereflisi kılmış, maddî ve manevî nice nimetleri insanın emrine vermiş, önüne sermiştir. Bu ikram ve ihsanlarıyla âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahîm olduğunu göstermiştir.

İnsan hayatı boyunca helâl dairesinde bu nimetlerden istifade edecek, nimetlerin nakikî sahibini hatırlayacak, O'na şükür ve hamdedecektir.

"Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfî gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur."

Bütün nimetlerin gerçek sahibi olan Rabbimiz, Kitab-ı Kerîm'inde, insanlar için zararlı olan bâzı şeyleri haram kılmıştır. "Külü min tayyibati mâ rezaknâküm!" (Size rızık olarak verdiğimiz nimetlerin helâl ve temiz olanlarından yiyiniz!), "Külü veşrabû velâ tüsrifû!" (Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz!) buyurmaktadır.

Yâni: Akıl ve idrâkinizle helâli haramı, faydalıyı zararlıyı birbirinden ayırınız!

Yasaklanmayan her şey helâldir. Helâl bellidir, haram bellidir. Şüpheli şeylerden sakınınız. İsraf haramdır. Helâl haram çizgisi Allah tarafından çizilmiş bir huduttur. Haddi aşanlar bilerek zarara razı olmuş, kendi elleriyle kendilerini ateşe atmış olurlar.

Meselâ içki, uyuşturucu ve diğer haram ve zararlı şeyler maddî ve manevî hayatı tahrip eden, yakıp yıkan dehşetli bir ateştir.

Yeryüzü sofrasında insanların emrine verilen nimetleri bırakarak haram edilmiş birkaç hususa yönelmek, nefis ve şeytanı dinleyip zehirli bal hükmündeki haramlara sapmak, aklı başında, kalbi îmanla dolu bir insanın işi olmasa gerektir.

Harama sapmak, helâl olan nimetlere karşı bir nankörlük ve şükürsüzlüktür.

Aziz Mü'minler!

Dünya imtihan yeridir. Eğriler doğrular, eksiler artılar, iyiler kötüler, helâle ve harama dikkat edenler, etmeyenler içiçe olacaktır. Biz doğruları arayıp bulalım, onları işaretleyelim! Yanlışlarla, yanlışçılarla uğraşmayalım! İmtihanı doğrular kazanacaktır. Allah doğruların yardımcısıdır.

Bu dünyada Allah'tan korkup haramlardan sakınanlar, âhirette bütün korkulardan emin olacaklardır. Bugün yurdumuzu saran kötü alışkanlıklar, hızla yayılan sigara ve uyuşturucu felâketi Batı'dan gelmiş büyük bir tehlikedir. İman ve iradesi zayıf olan insanlarımızı mağlup etmektedir. Demek oluyor ki, insanları ve özellikle gençlerimizi bu dehşetli yangından kurtarmanın tek çâresi, kuvvetli bir îmana sahip olmaktır. Tahkiki îmanı elde eden gençler ve ihtiyarlar kendilerini kurtarabilirler.

Haberiniz var mı? Orta mektepte okuyan körpe yavrularınıza varıncaya kadar öldürücü hastalık sirayet etmiştir. Verdiğiniz harçlıkların nerelere sarfedilğine dikkat ediniz! Çocuklarınıza sahip olunuz! Onları Kur'ân ve îman derslerine yönlendiriniz!

Muhterem Müslümanlar!

Allah rızası için size yardımcı olmak maksadıyla bir ikazda bulunmak istiyorum: Hiçbir faydası olmayan, zararlarıysa saymakla bitmeyen sigara belâsını başınızdan, hayıtınızdan kaldırıp atınız! Onun esaretinden kurtulmaya bakınız! Çocuklarınıza kötü örnek olmaktan vazgeçiniz!

Sigaradan yola çıkan gençler gitgide içki ve uyuşturucu tuzağına düşüyorlar. Size bunları ikram eden, sizin dostunuz olamaz!

Yüce dînimizin gayesi bizlere iki cihan saadetini kazandırmaktır. Bu da: Dini muhafaza, nefsi muhafaza, aklı muhafaza, nesli muhafaza ve malı muhafazayla olur. Halbuki bu kötü alışkanlıklar dini, nefsi, aklı, nesli ve malı tahrip etmektedir.

Ülkemizde işlenen suçların yüzde 66'sı, trafik kazalarının yüzde 65'i alkolden kaynaklanmaktadır. Bir yılda içki ve sigaraya milyarlarca dolarlar israf edilmektedir.

Bizi bu israflardan koruyacak kalkan, din duygusudur, îman kuvvetidir. Bu yangınları söndürecek su İslâmiyet'tir, Kur'ân terbiyesidir. Geliniz Kur'ân'ı dinleyelim, o nur ile nurlanalım, hidayetiyle amel edelim!

Maide Sûresi'nin 90 ve 91. âyetlerinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

 "Ey İman edenler! İçki, kumar, tapınmak için konulan dikili taşlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtulaşa eresiniz! Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?"