BÜYÜK GÜNAHLAR


Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

Hutbemiz büyük günahlar ve onlardan sakınmaya dairdir.

Şu imtihan dünyasında başıboş değiliz. Her an bizleri görüp gözeten, yaptığımız iyi veya kötü her amelimizi meleklerine yazdıran bir Rabbimiz, Hâlık'ımız var. İmtihan icabı önümüze serdiği nimetlerden bâzılarını kullanmamıza izin vermiş, bâzılarım da yasaklamıştır. Yasakları yapmak haram ve günahtır. İşleyenler tövbe etmeden ölürlerse dünyada ve âhirette cezasız kalmayacaklardır.

Günahlar büyük ve küçük olmak üzere iki kısımdır.

Müslüman her türlü günahtan, ateşten ve cereyana çarpılmaktan sakındığı gibi sakınmalıdır; yılandan ve akrepten kaçındığı gibi kaçınmalıdır. Zira günahlara girmek, hayatı tehlikeye atmaktır. Kur'ân-ı Kerîm'in nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i sâlihtir.

Allah (cc), "İttekullah! Vettekullah!" gibi âyetlerle bizlere takvayı emrediyor.

"Allah'tan korkunuz, günahlara girmeyiniz, hududu aşmayınız!" ferman ediyor.

Bütün peygamberler yine âyetin ifadesiyle, "Fettekullahe ve etîûnî" okuyarak ümmetlerine takvayı ders vermişlerdir.

"Takva, menhiyyattan ve günahlardan içtinab etmek, sakınmaktır. Her zaman şerleri def etmek celb-i nef'a râcih olmakla beraber, yüzlerce günahın insana hücum ettiği bu tahribat ve sefahet ve câzibedar hevesat zamanında takva olan def-i mefasid ve terk-i kebair üssülesas olup büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş. Bu yıkıcı cereyanlara karşı takva en büyük esastır. Farzları yapan, büyük günahları işlemeyen kurtulur. Böyle kebâir-i azîme içinde amel-i salihin ihlâsla muvaffakiyeti pek azdır. Hem az bir amel-i salih bu ağır şartlar altında çok hükmündedir. Hem takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü bir haramın terki vaciptir, bir vacibi işlemek çok sünnetlere mukabil sevabı var. Böyle zamanlarda, binler günahın tehacümünde bir tek içtinab az bir amelle, yüzer günahın terkiyle yüzer vacip işlenmiş olur. Bu ehemmiyetli nokta niyetle, takva namıyla, günahtan kaçınmak kastıyla menfî ibadetten gelen ehemmiyetli amel-i salihadır." (bk. Kastamonu Lahikası, 103. Mektup)

Allah rızası için îmana ve Kur'an'a hizmet eden Müslümanların bu zamanda en mühim vazifeleri binler tahribatçılara ve günahlara karşı takvayı esas tutup davranmak gerektir.

Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtimaiyyede yüzer günah insana karşı geliyor. Elbette takva ile ve niyeti içtinab ile yüzer amel-i salih işlenmiş hükmündedir.

Aziz Mü'minler!

Dünyaya gelir gelmez "Ümmetim!" diyen, mi'rac'da Allah'tan ümmetini isteyen, hayatını ümmetini irşad için sarfeden, mahkemeyi kübrada yüce adalet divanında herkesin "Nefsî, nefsî!" dediği mahşer meydanında yine bütün şefkat ve merhametiyle "Ümmeti, ümmeti!" diyerek en kudsî ve en yüksek bir fedakârlıkla, yine şefaatiyle ümmetinin imdadına koşacağını, "Şefaatim ümmetimin günahkârları içindir!" hadisiyle müjdeleyen Sevgili Peygamberimiz (asm) ümmetini helak edici en büyük günahları şöyle haber veriyor:

"İctenibüsseb'al-mûbikât!"

"Helak edici 7 şeyden sakınınız:
1. Allah'a ortak koşmak,
2. Sihir ve büyü yapmak,
3. Haksız yere Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymak,
4. Yetim malına el koyup gasbetmek,
5. Zina yapmak,
6. Vatan ve mukaddesat müdafaası gününde harp meydanından kaçmak,
7. İffetli, namuslu, îmanlı kadınlara zina isnadıyla iftira etmek."

Büyük günahlar sadece bunlardan ibaret değildir. Kur'ân'da ve hadislerde başka büyük günahlar da beyan edilmiştir. Meselâ: 

Ana-babaya karşı gelmek, onları hor görmek, içki, kumar, insanları aldatmak, zulmetmek, faizli alışveriş yapmak büyük günahtır. Bu günahlar toplum hayatını zehirleyen, dirliği ve düzeni bozan, birliği ve beraberliği altüst eden, bütün karışıklıklara, fitne ve fesada sebep olan, anarşi ve teröre kaynak teşkil eden günahlardır.

Toplumda huzurun temini bu günahları ve günahkârları engellemekle mümkün olabilir.

Müslüman kadınların el ve yüzleri hâriç, başlarını ve vücutlarını açarak nâmahrem erkeklere göstermeleri büyük günahtır; intihar etmek, emanete hıyanet etmek, harama bakmak, haram sesleri dinlemek, gıybet, yalan, iftira...

Bütün bunlar büyük günahlardır. Günahta ısrar ise daha büyük günahtır. Derhal tövbe etmek, yangını büyümeden söndürmek lâzımdır.

Aziz Kardeşlerim!

Allah'ın rahmetinden ümit kesmek de büyük günahtır. İnsan olarak hepimizin günah ve kusuru vardır. Geliniz tövbe edelim! Cenab-ı Hakk'n tövbe eden kullarına kapısı açıktır ve bize şu müjdeyi veriyor:

"Eğer siz yasak edilen büyük günahlardan sakınırsanız, diğer günahlarınızı affeder ve sizi şerefli bir makama yerleştiririz." (Nisa, 4/31)

işlemiş okluğumuz günahlar kalp ve ruhumuzda yaralar açmış, o yaralardan hâsıl olan şüphe ve vesveseler bizi camilerden, dinî cemaatlardan, namazdan, niyazdan uzaklaştırmış ise o tehlikeli yoldan, o günahkâr hayattan dönelim. Allah'a dönelim, O'nun rahmetine sığınalım!

Günahlar kalbimizi siyahlandırmış, katılaştırmış ise, tövbe ve istiğfar suyu ve sabunuyla yumuşatıp îman nuruyla nurlandıralım!

Unutmayalım ki:

Günahlar ebedî hayatımızı yakıp mahvedecek yangınlardır. Bu yangım tövbe suyuyla söndürelim! Bu günah yılanlarını hayatımızı zehirlemeden öldürelim!

Sevgili Peygamberimiz (asm)'in şu irşad ve ikazına kulak verelim:

"Ey insanlar! Allah'a tövbe ediniz! Kötülükleri bırakınız! Günahları terkediniz! Zira ben günde 100 defa tövbe ediyorum!"

Başta en zararlı düşmanımız olan nefsimizin, insî ve cinnî şeytanların, günah askerlerinin hücumu karşısında en mühim silahımız istiğfardır.

Ve "Eûzu billahi mineşşeytânirracîm!" ile Allah'a sığınmaktır.

Kalemiz Kur'ân ve sünnet-i seniyyedir. Bu kalelere giren, Sünnete uygun yaşayan kurtulur.

Kur'ân tezgâhında yapılmış îman gemisine binmeyen boğulur. Siperi bırakan asker vurulur.

Trafik işaretlerine uymayan sürücü kaza yapar, kıyameti kopar, âhirette mesûl olur. Bizler de âhiret yolcularıyız! Bu yolda Rabbimizin yasak işaretlerine uymak mecburiyetindeyiz. Yoksa her iki hayatımız tehlikeye düşer.