"Eb’âd-ı vâsia-i âlemin sahifesinde Nakkaş-ı Ezelînin yazdığı silsile-i hâdisatın satırlarına hikmet nazarıyla bak ve fikr-i hakikatle sarıl. Tâ ki mele-i âlâdan gelen selâsil-i resâil, seni âlâ-yı illiyyîn-i yakîne çıkarsın." İzah?


"... Yani eb’ad-ı vâsia-i âlemin sahifesinde Nakkaş-ı Ezelî’nin yazdığı silsile-i hâdisatın satırlarına hikmet nazarıyla bak ve fikr-i hakikatle sarıl. Tâ ki mele-i a’lâdan gelen selâsil-i resail seni a’lâ-yı illiyyîn-i yakîne çıkarsın."(1)

Mele-i a'lâ, meleklerin kaderde yazılı olan hadiseleri müzakere ettikleri yüce bir meclistir. Selasil-i resail ise, kelime olarak küçük kitap serisi demektir.

Buradaki manası ise, mele-i a'lâdan, yani kader levhalarından gelen hikmetle yazılmış kainattaki hadiseler zinciridir. Mesela bahar mevsiminde ve onun içinde yazılmış milyonlarca hikmetli yaratmalar birer zincirleme risaleler hükmündedir. Bunları tefekkür ile okuyan ala-yı illiyyine çıkar, yani hakikate ulaşır.

(1) bk. Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsuru'l-Akide), Birinci Maksat.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (38. Bölüm).